10 Aralık 2013 Salı

Nik Dı Çapul!



* Mörabe.

* Aklımda çok şey vardı, var, olacak.

* Yazımızla en güzel gidecek parçayı şuradan veriyorum hep olduğu gibi. Lütfen yazıları önerdiğim parçarlarla okuyunuz diye de ekliyorum.

* Geçen gün fark ettim ki ben minibüslerde hiç istediğim yerde inemiyorum. Allah da kahretsin böyle kaderi.

* Hayat bazen iş görüşmelerinde sorulan "sizi en iyi tanımlayan 3 kelime" gibi sanki.

* Bir yerlerde aşure sevmeyen bir insan var; o insanı bulup, ağzına tekme atıp, karnına patlıcan doğrayacağım.

* Maille milyon dolarlar kazandığımızı haber eden çakallar zamanla yerini telefonla arayıp "100 kontör kazandınız" diyen mini çakallara bıraktı. Bilmiyor ki ben kontörlü kullanmıyorum.

* Bazen o dolandırıcılara inanasam gelmiyor değil açıkçası.

* Haydar Haydar.

* Osman Osman diye türkü olmazmış, büyüklerimiz iyi biliyormuş bu işi.

* Şu dünyanın en sinsice cümlesi "bozuk var mı?" cümlesidir. He var içten pazarlıklı, var ağzına yumruk atılası cimri, tatlı su kurnazı seni.

* Peki bu "tatlı su kurnazı" nedir, sorarım sizlere.

* "Hani bi geldin bi kayboldun, esrarlı mağrurdun" şarkısında adı geçen şey bildiğin metafiziksel, çok ürkünç bir şey bence.

* Şu hayatta en güldüğüm cümlelerden birisi "g.tü atmak" olan da bir insanım bendeniz.

* Evime gelip gelip piyanomda Emrah şarkıları çalan dostlarım da vark.

* Emrah demişken, bu Emrah'ın Seren Seren Seren Serengil ve SSSSerengil'in haddinden fazla kızıl saçlarıyla çektiği filmi unutma mümkün mü? O filmle ilgili aklımda en net kalan şey ise Emrah'ın aniden altından çıktığı Tofaş araba sahnesi.

* Arabasının altından Emrah çıkası seni.

* Benim arabamın altından Emrah çıksa g.tüm atar mesela.

* Geçen gün bi arkadaşımı ariycam diye yanlışlıkla aynı isimdeki, çok uzun zamandır görüşmediğim başka bi arkadaşımı aradım. Tabi ben insanları kırmayı sevmediğim için sanki onu aramışım gibi tam 5 dakika muhabbet ettim. İşte hayatımdan kaybolan 5 dakika da böyleydi.

* Noel Baba babalığını yapıp bu sene bana borç verebilir.

* Noel Baba gerçekten olsaydı ve bir yılbaşında Türkiye'ye gelseydi, bunu köşede bıçaklayıp gasp etselerdi, sonra haberlerde bunu çok üzücü müzik eşliğinde izleseydik. İşte ben bunlara çok gülebilecek bi insanım, bıçaklanmayı sevdiğimden değil.

* Olaylar böyle, bakalım ilerleyen günlerde neler olacakmış.

28 Kasım 2013 Perşembe

Zor İşlermiş



* Selamın alekum selam dostlar-alekum selam.

* Sizi Ragga Oktay gibi selamladık farkındaysanız.

* Koji moji kuri buri bandare.

* Neyse artık konumuza dönelim.

* Ben bir mekana gidiyorsam ve Ice Tea istiyorsam, bana kalkıp "Fuse Tea var" deme arkadaşım, deme.

* Erkekler için 3 saç rengi vardır; siyah, kahverengi ve sarı. Bu böyle bilinsin ve zorlanmasın.

* Bir kadın sevdim, 8 yıl geçti ve hep daha fazla severek yoluma devam ediyorum. Şurayı okuyorsa -ki okuyordur sinsice- bir de buradan yazayım; sana olan hislerimi ifade edecek kelimeler aramaya gitsem, ömür boyu yüzümü göremezdin. Beni buna mecbur etme.

* Hayatım boyunca Gece Yolcuları dinleyene hiç rastladım, tahmin ediyorum sen de rastlamadım. O zaman bu Gece Yolcuları kime albüm yapıyor?

* Benim mizah anlayışım ahahahhaah'dan önde, meh meh'lerden ışık yılı uzakta, ehehehhe'nin hiç olamayacağı bir yerde; keh keh mertebesinde.

* Kuzular gördük, kurtlara döndü.

* "Ben de Vine çekeceğim" dedim ve deli gibi Vine vidyolarsları çekmeye koyuldum. Gelin size hizmetim de olmul olsun: Bay Logan.

* "Aranıyor sahibi ruhumun, tam yerine mi düştüm?" diye soruyor bize Harun Tekin. Yok Harun'cuğum, biraz kenarına düştün, 33 derece kadar soluna düştün. Biz nerden bilelim Harun, neden sinir veriyorsun durduk yere?

* Aşure dediğin evin babasıdır, evin direğidir.

* Ülke olarak dünya müzik piyasasına bu kadar çok DJ vermemizin yegane sebebi Winamp.

* Şarkının sesini yersizce kısıp alakasız bir yerde açarak siz de DJ olabilirsiniz.

* Ferda Anıl Yarkın'ı piyasadan uzak tutan vaktinde o giydiği pardesü değilse nedir?

* Bakın burada ne var, bakalım sizin de anılarınız canlanacağız mı?

* Athena Gökhan kaldı adamın adı yahu. Zannedersin öfkesiyle dağları kavuracak, Hades'i başımıza musallat edecek.

* Uçağa binmekten kortuğumu defalarca yazmıştım. Geçenlerde mecburen 2 kez uçağa binmek durumunda kaldım ve toplama 3 saat süren bu yolculuklar esnasında 3,5 Xanax ve 1 mini boy viski içtim. Bu şekilde yaptığım uçak yolculuklarım sonrası Kanada'dan arkadaşım bana "artık buraya da gelirsin" dedi. Ben daha bunun üstüne neyin şakasını yapayım, nasıl yapayım?

* Ben korkularımla yüzleşirim ama onlar benim yüzüme bakmaz bence.

* Bir minibüs hattım olursa Hindi Bindi tarifesi yapıcam. Bu şakaya ihtiyacım var, esaslı manada.

* Şimdi giderim, size komik şeyler bırakıyorum bittabi.

6 Ekim 2013 Pazar

A'la



* Koniçiva.

* Yazıya sponsor olsun; "Ara beni fazla bekletme"

* Rihanna sen n'aptın abim ya, ne yaptın sen öyle ya? Hoş mu yani?

* "Elleri kolları kınalı bebek" bana çocukken çok ürkünç gelirdi.

* Geçen gün metrobüse binerken beni ittirmek suretiyle önüme geçen deri ceketliyi tartakladım, itiraf ediyorum.

* Bugün sokaklara 100 tane deri ceketli, mavi kot pantolon ve bonus saçlı Harun Kolçak salsalar neler olacağını düşünebiliyor musunuz?

* Midemde sorun olmuş, Becks'e ara verdim. Midemle aramız çok kötüleşti, şerefsiz.

* Liseliler bilmez; bir dönem en sevilen pop şarkıları takımlara uyarlamak mecburiyeti vardı ve bu şarkıya kadar devam etti. Bu şarkıdan sonra neden bittiğini dinleyince anlayacaksınız zaten.

* Şaşal su neymiş ya, böyle saçma isim mi olur arkadaşım.

* Beni hayattan soğutan "kilo vermiş mesut yar özgüveni". Bi sen kilo verdin Mesut, he Mesut.

* Iron Maiden ve Perihan Maiden.

* Geçen gün telefonuma kılıf alıyorum, kadın bana "ekranı jelatinle kaplayalım mı, çok önemli bi şey" dedi. Teşekkür edip kılıfı incelemeye devam ettim ve alıp çıkacaktım ki kadın tekrar "ekran jelatini yapayım mı?" dedi, tekrar reddetmeme rağmen söze "ama ekran..." demeye kalmadan "sus" dedim; "bu ilişki çirkinleşmeden sus".

* Terminatör'ün yüzünü dağıtmasınlar.

* Hayatım boyunca "evde tek başına" kadar gereksiz uzatılan bir film serisi daha görmedim.

* "Jesse dayı" ne karizma adamdı ya, ne çağın ötesinde adamdı Jesse dayı.

* Dünyanın en akıllı, en kuul adamı sensin Okan Bayülgen, inanılmaz bir birikimsin Okan Bayülgen. Bu cümleyi hepimiz bir kez söylesek bu çile de bitecek, bi yardım edin.

* Şimdi düşününce Jesse dayıyı çok abarttığımı düşündüm. Normal yakışıklydı işte Jesse, algıma işlemiş şerefsiz.

* Duman'ın yeni albümü eh işte ama Akıbet parçasının bilhassa nakaratı diyor ve susmayı tercih ediyorum.

* Sokak pilavı ne pilavdır öyle yahu.

* Havalar bi anda ne delice soğudu öyle. Resmen bir serseri gibi, ergen gibi, gecenin bi yarısı arayıp "evdeysen gelip iki tek atalım" diyen çok uzakta akraba gibi.

* Ben evden montla kazakla çıktıysam bütün gün öyle gezerim, benim de tarzım bu demek kies.

* Annem sokak pilavcılarını düşmanı olarak görüyor bu arada.

* Bazen düşer bi gölge, böler bi bölge.

* Almanya'dan abim gelmemiş çünkü Almanya'da abim yok.

* Şimdi gidiyorum ama gelirim tabi. Ben yokken bol bol Yeşilçam filmleri izleyin, Becks için, sevdiklerinize insan gibi davranın.

19 Eylül 2013 Perşembe

Atar Ramazan



* Korkusuzca geldim, nedense.

* "Döşiyelim abi" diye sloganı olan marka var bu ülkede.

* İş bilgisayarıma virüs girdi ve ben hiçbir .exe dosyasına giremez oldum. Allah bin belanı versin virüs gibi.

* 14 yaşındaki kız kardeşimi "Az kaldıııııeee, IOS 7 geldiieee" dedirten teknolojiye nalet olsun. Biz Atari gençliğiyiz, bize IOS gelmez olsun.

* Gerçekten Transformers varsa o metrobüs'ler ayağa kalkacak arkadaşım, isyan bayrağını çekecek o metrobüs'ler.

* Şu açık dursun, sonra başka bi şarkı daha vericem, söz.

* Metrobüs demişken; oraların mottosu "Senin ter kokun, benim ter kokum" olarak tarihe geçmiştir.

* İnsanlar iş gezisine Milano'ya gider, Lizbon'a gider, ya hiç olmadı Bakü'ye gider di mi ? Bendeniz Eyüp'e gidiyorum.

* Balayımı da Avcılar'da yapanza ki tam olanza.

* Bugün işten eve dönerken sevdiceğim beni arayıp "Nerdesin aşkım ?" dedi mi, beni bi gülme aldı mı? Evet.

* Eğer bi kadını sevecekseniz, dünyayı seveceksiniz. Önce bunu bi bilin.

* Bu aralar aklıma hep Suat Suna takılıyor. N'apıyor acaba Suat, iyi midir acaba Suat ?

* Yaşlanmaya karşı krem kullanacağınıza Hakan Peker'in kanından bir damla zerk ettirin kendinize.

* Ben gelene dek, bekleyene dek.






3 Ağustos 2013 Cumartesi

Yarım Kalan Hikayem



Vaktinde , (yaklaşık 3 yıl önce) şu an okurken inanılmaz keyif aldığım ve devamını merak ettiğim 2 bölümlü ufak bir hikaye yazmışım fakat devamı gelmemiş. İşin ilginç tarafı hikayeyi kendim yazmama rağmen sonunu merak ettim ve bu çıkmaz beni inanılmaz heyecanlandırdı. Aklımı mı yitiriyorum nedir artık.

Hikayeler şunlar ;

28 Temmuz 2013 Pazar

Neler Veler



* Gelegeldim.

* Bu aralar aşırı derece çok sigara içiyorum.

* Hayatımda 1 kez sushi yedim , onun da verdiğim para zayi olmasın diye içindeki balığını yedim.

* ZIRTAFONİ'DE İNDİRİM VAR olmasına ama saat sabah 6 be arkadaşım , saat sabah 6.

* Belki bende bir problem var ama bence Suat ismi insanı lahmacuna teşvik ediyor. Bence lahmacunun arasına biraz Suat koysan koyulur yani.

* Aynı şeyleri bir Limonata - Nalan ikilisi için de söylemek mümkün kendi adıma.

* Adam güzel ülkemi gezip tanıtıcam ayağına teyzelere yaklaşıp "merhaba teyze NE PİŞİRİYORSUN ?" diyor. Taş pişiriyorum aç gözlü , katran kaynatıyorum.

* 30 yaşına yaklaşmasına rağmen sabah yatağıma koşarak gelen ve ardından serbest atlayışla yan takla atarak aynı hızda giden arkadaşlarım var. Cümlesi bile nasıl , düşün olayın kendisi nasıl.

* Kan vermek istemeyen çocuk beni güldürmekten ziyade sinirlendirdi. Böyle şeylerin genel bir kitle tarafından çok fazla sevilmesi bile acıların acısı bana göre.

* Evi böceklere ve o tip sistemlere karşı ilaçlattırdık ve ilaçlattığımızdan beri ev böcek diskosuna döndü.

* Size bir sır ; iş görüşmemde Ahmet Misbah yaptım. Gerçi bu ara kim bana bir şey sorsa "bu soruyu bana gerçekten soruyor musun ?" diyorum.

* Siz aforizmaları yazıyorsunuz yazıyorsunuz , insanlar onları okuyup gülüyorlar. İşin ilginç kısmı siz de 2-3 yıl sonra güleceğiniz bu şeyleri gururla yazmaya devam ediyorsunuz.

* Gregor Samsa karakteri sanki Ali Şen'in elinden çıkmış gibi değil mi ? Sanatçı olmayan , Bodrum'lu Ali Şen tabi.

* Rus edebiyatının en belirgin özelliği belirgin olduğunu belli etmemesi. Bu belirsiz için bile ölümüne saygıya hak.

* Sen git o sanat akımlarını yeni bir akıma kaptırt , dünyayı bloklara ayıran kapitalistler yüzünden herkes seni kızlarının güzelliği , oligarklarının özerkliğiyle hatırlasın.

* The Simpsons zaten şampiyon , ikinci kim ?

* Post fotoğrafıyla mim yaparak blog tarihine geçmek istiyorum , umarım olur. Sevgiler Mia :)

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Press



* Aniden geri geldim.

* Yazları evde yalnız kalmamın bendeki etkisi çok ilginç oluyor. Mesela bu sefer kendimi abuk sabuk forumlara sardım , insanlara yorum yazıp cevap bekliyorum.

* Jay-Z'nin şah damarını kessen ölmeyebilir ama dudağını bıçaklasan kan kaybından ölür. Kesin bilgi.

* Kaya Çilingiroğlu ; yıllardır nezle gibi gezen adam.

* Evimin kapısına sürekli başka başka davulcular geliyor. Ordu gibi , orkestra gibi olmuşlar ya da arada çok çakal tipler var.

* İstersen metal müzi dinleyicisi ol ; eğer Türk kızıysan Mezdeke çaldığında oynarsın. Bunun önüne geçemezsin , genlerinde var.

* "Es vayayidi hurra , ya es vayayidi murra"

* Hepimiz ücra köşelerde Halil Sezai gibi Halil Sezai şarkıları söylüyoruz , bunu kabul edelim.

* Bir ağacın özgürlüğe doğurgan olduğunu da gördük , gam mı kalır.

* Kız arkadaşımın Amerika'lı kuzeniyle (bu başlı başına ilginç bir hikaye) her whatsapp konuşmamda ülkedeki olayları anlatıyorum. Bizim basınımızın yapmadığını ben yapıyorum , bütün yük benim üzerimde.

* İki senedir İzmir'e gidiyorum ve giderek daha uzun süreler tatil yapmaya başladım. Kendimi hafiften İzmir'e ait hissediyorum ama İzmir'de eksik bir şeyler var gibi biraz.

* "Susanlara inat , akşamlaraaaaaee inaeeeeat"

* Koca geceyi ufak bir melodi mi bölüyordu ?

* Bu kadar sıcaklaşan bir hava durumunu tarif etmek bile istemiyorum , her yer yabış adeta.

* Neyse sonra devam ederiz artık , eriyorum zira.

23 Temmuz 2013 Salı

Kukuleta



* Sel'aml'ar

* Çok uzun olmasa da bir müddettir yoktum , işlerimi halledip geleyazdım.

* Dikkat ettiyseniz Doktorlar dizisi bitmiyor , sadece kanal değiştiriyor.

* Ben bir yerden bir ürüne baktığım zaman , o ürünü satan mağaza sahibinin beni o ürünü koşulsuz şartsız satın alacakmışım gibi görmesini hiç sevmiyorum , çünkü o zaman ben çok enteresan yalanlar bulup oradan çıkmak zorunda kalabiliyorum. Bana ürünün fiyatını sorduysam fiyatını söyle arkadaşım , sert konuşturma beni.

* Boş zamanlarımda Şener Şen ve Kemal Sunal filmleri izliyorum. İki ustanın da her filmi mükemmel ama bana kalırsa Şener Şen'in son dönem , Kemal Sunal'ın ilk dönem filmleri daha başarılı.

* Şu sahneyi saatlerce izlesem saatlerce gülerim ; "Öyleyse ben gidiyim"

* Kart teslimatı için gelip kapıda bana yaklaşık 20 dakikada boyunca sosyalizm propagandası yapan bir kurye görevlisi vardı. Nerede acaba o güzel ve iyi niyetli insan ?

* Telefonla arandığım zaman bana "kiminle görüşüyorum ?" derseniz o konuşma siz kim olduğunuzu söyleyene dek , şarjların izin verdiği müddetçe devam eder.

* Türk pop müziğini bitirmek için "vicdansız" , "kalpsiz" ve "cennet" kelimelerini yasaklamak yeterli.

* "Minibüs savaşları" tarihin en stratejik mücadeleleridir.

* Reklamların cinsel içerikleri olmasına kızmıyorum ama işin rekabet boyutunun kızışmasından da korkmuyor değilim. Hatırlarsanız bir ara bir havayolu firmasının "bizimki 77 santim" diye bir reklamı vardı. Dua edin benim bir havayolu şirketim yok , cevabım ağır olurdu.

* Show Tv'nin bile gecelerini "güven pazarlama" minvalinde tiplere emanet etmesi beni şaşırtıyor. Bilhassa şu dönemlerde ortalıkta gözükmeyen adamın itelemeye çalıştığı tablet tanıtımı dönemleri çok ilginçti.

* Bir ürünün satılırken sayıları tek tek sayılarak aralara virgül işlevli "bitmedi !" konması bitmedi.

* Kızlara çok kızgınım. Hem gidip aramızdan en tekinsiz tipleri seçiyorsunuz , hem üzülüyorsunuz. N'apalım , aramızda tekinsiz olanların alnına işaret mi koyalım Soysuzlar Çetesi gibi ?

* Coni Dehep sanırım Tim Burton'dan bağımsızlığını ilan etmiş , uzun süredir ikilinin ortak bir projesini göremiyoruz.

* Atletle gezene saygım olamaz.

* "Geceden gündüze değhil deh"

* "Doğhdov Rvenoğ Parieğ" sana bir şeyler hatırlatıyordur sanırım ?

* Bence bir deterjan firmasının "Çamaşıra dost , lekelere düşman" diye sloganı olmamalı çünkü bunun her türlü pazara uyarlaması var. Aynısını bir prezervatif ya da tuvalet kağıdı üreticisi için düşünerek ne demek istediğimi anlayabilirsiniz.

* Yıllardır blog kullanırım ama şu RSS olayını çözemedim.

* Geçenlerde bir web sitesi beni yılın blogları eğlence dalında aday göstermiş ama seçmemiş. Bu acımasızlığı kınıyor ve durup dururken beni kaybeden ilan ettiğiniz için "ben zaten katılmamıştım" demek istiyorum. Çirkinleştirmeyin beni.

* Şakaydı. Önemli olan katılmak.

* Şakaydı. Önemli olan kazanmak.

* Bana her türlü şey için sivilpenguen@gmail.com'dan ulaşabilirsiniz. Her türlü dediysem herkes yerini de bilsin.

* Seni bulaca'ğam olum.

4 Haziran 2013 Salı

Gezi Parkı Rehberi

Arkadaşlar ; 

Günlerdir süren bir direnişin bilmem kaçıncı günündeyiz. Kusura bakmayın , samimiyetle söylüyorum ama artık günleri falan karıştırmaya başladım. Mesela şu an saat 02:11 olmuş ama ben sabah işe gidecek olmama rağmen uyumadım , zaten Gezi'den 1 saat önce döndüm.
İlk günden itibaren hepinizin bildiği gibi bazı hassas konular üzerinde durmaya çabaladık. Bunları hemen her akşı başında insan özellikle Twitter'dan defalarca söylememize rağmen hala daha bazı hatalara inatla devam edenler var. Dikkat etmenizi önemle rica ettiğim şeyleri sıralamak gerekirse ;

1- ASLA PROVOKASYONLARA GELMEYİN
Etrafınızdaki insanlarla konuşmak , dayanışma içinde olmak ve birlik oluşturmak elbette önemli. Fakat geldiğimiz noktada herkesin söylediğine inanmamanız gerekli. Bilhassa Gezi parkı dışında kalan alanlarda (Beşiktaş , Gümüşsuyu , Dolmabahçe vs. gibi) tanımadığınız insanların en basit tabiriyle "gazına" gelmeyin. Size "hadi saldırıyoruz !" , "polis yine geliyor hücum !" gibi söylemlerde bulunan insanları yatıştırın , olmadı oradan uzaklaşın. Zaten bu insanların hemen hepsi sizi oraya gönderip orayadan kaybolacak kışkırtıcı ya da işin içine nifak tohuma eken art niyetli insanlardır.

2- BİLGİ KİRLİLİĞİ YARATMAYIN
Hepimizin içinde bulunduğu bu ortamda zaman zaman endişelendiği , yardım etmek ve bilgilendirmek maksadıyla niteliksiz bilgileri bile paylaştığı oluyor. Günümüzde haberin ulaşma hızı hasebiyle insanlara yardım etmek için "x yerde revir kurulmuş" , "z yerde biber gazı atılmış" haberlerini bir önce paylaşma şansımız mevcut ama teyid edilmeyen bilgiler sıkıntı yaratabiliyor. Tanımadığınız ya da teyid edemediğiniz bilgileri lütfen paylaşmayın , Twitter ya da benzeri sosyal ağlardan RT etmeyin.

3- PANİK YAPMAYIN
Özellikle kalabalık gruplar içinde bulunurken 1-2 kişinin birden bire koşturmaya başlaması ve etrafını telaşa sürükleyecek sözler söylemesine engel olun. Bu gibi durumlarda insanlara "SAKİN" diye bağırabilir , panik yapmamaları için rahatlatıcı söylemlerde bulunabilirsiniz. Aksi durumda ciddi yaralanmalara kadar varabilen bir ortamın oluşması söz konusu olabilir.
Bunun yanında bu paniği siz de yaşamamaya , sosyal ağlarda hemen her yaşadığınız olumsuzluğu paylaşmamaya özen gösterin. Örneğin ufak bir biber gazı kokusunda "burası yoğun gaz altında !" diye yapacağınız bir paylaşım insanların da yanlış bilgilenmesine sebep olabilir. Neticede biber gazı yemek hiç hoş olmasa bile oraya 2-3 gün giden her insan en azından 1-2 kez biber gazı yemiştir , bunu göze alacaktır. Panik yapacak ya da bundan ötürü sıkıntı yaşayacaksanız gelmeyin , kimse sizi yargılayamaz.

4- BİRLİK OLUN
Nereye giderseniz gidin kalabalık gruplarla hareket etmeye özen gösterin. Elinizdeki her türli materyalı (ilaç , yiyecek , tıbbıi malzeme vb.) insanlarla paylaşmaya özen gösterin. Bunu zaten herkes yapıyor ama özellikle panik anlarında bunu yapabilmeniz çok önemli. Siz ne kadar sakin ve yardımcı davranırsanız iş o kadar güzel olur.

5- ÇEVREYİ TEMİZ TUTUN
Taksim'in hemen her karışı çöp poşetleriyle doldurulmuş durumda. Çöplerinizi oraya atmaya , etrafta gördüğünüz çöpleri toplamaya ve aksini yapan insanları uyarmaya dikkat edin. Biz oraya yeşili korumaya gittiysek temiz bir alan bırakmak da görevimiz.

6- KIŞKIRTICI / AYRIMCI / HAKARET İÇEREN SLOGANLAR ATMAYIN
İçinde bulunduğumuz durum itibariyle tepkili olabilirsiniz ama kimseye , hiçbir şeye tepkinizi şiddetle belli etmeyin ; buna söylemler de dahil. Orada bulunan bizler halkız ve kimsenin destekçisi değiliz. Etnik kökenlerin , renklerin , ideolojilerin ya da şahışların ayrılması gibi bir durum söz konusu olamaz. Sizin desteklediğimiz daha özel bir görüş de olabilir ama bu diğer özgürlükçü arkadaşlarınızın hoşuna gitmeyebilir , lütfen daha anlayışlı olmaya özen gösterin.

7- BELGELEYİN
Siz oraya şiddet gösterisine gitmiyorsunuz. Zaten bildiğiniz ve gördüğünüz gibi özellikle saat 19:00-00:00 arası orada bulunan insanlar hiçbir taşkınlığa imza atmıyor. Provoke eden grupları , orantısız güç uygulayan polisleri , temiz sokakları , şarkı söyleyen grupları , çimlerde oynayan çocukları fotoğraf ve videolarla belgeleyin. Belgelediğiniz bu güzel şeyler sizin oradayken yaşattığınız anılarınız , sonradan o güzel anılarınızın üstüne aniden yerleşen görüntülere sunacak kanıtlarınızdır. Akşam tedavi olmak için revire çevrilmiş bir camiyi fotoğraflar ve örneğin saatiyle birlikte paylaşırsanız , siz ordan gittikten 1 saat sonra koyulan fotoğrafa bakan insanlar neyin ne olduğunu daha iyi anlayabilirler.

8- DİRENİN , SAHİP ÇIKIN
Sabah işe , akşam onurlu mücadelelerine giden gururlu çocuklar olarak direnin , özgürlüğünüz için verdiğiniz bu mücadeleye sahip çıkın. Parkta oturarak başlayan bu eylemi bu güne kadar hiçbir şiddet eylemine bulaşmadan getiren çocuklar olarak bu mücadelenizi siyasi partilerin , kişi ya da kurumların sahiplenmesine izin vermeyin. Elbette desteği olan sanatçılar , kişiler ya da kurumlar olabilir ama bunun sizin başarınız olduğunu asla unutmayın.

9- HAYVANLARA SAHİP ÇIKIN
İnsanlar olarak canımız yanıyor ama bunu ifade ve kısmen bile olsa tedavi edebilecek yetimiz var. Fakat hayvan dostlarımızın böyle bir şansı yok. Gördüğünüz her hayvana mama vermeyi , sevmeyi , eğer biber gazı atılmış bir bölgeyse tedavi etmeyi es geçmeyin.

9- UNUTMAYIN
Bugün size yapılanı hiçbir şekilde unutmayın. Tarafsız kalan sözde sanatçıları , korkak medyayı , karar veremeyen yetkilileri , rant peşindeki siyasi partileri ve aklıma gelmeyen nicesini.

10- ARADA DİNLENİN
Biliyorum zor ama dinlenin.


Kendiize iyi bakın.

3 Haziran 2013 Pazartesi

Midem Bulanıyor


Yaklaşık 3 yıldır blog yazıyorum ama ilk kez ne anlatsam ifade edemeyeceğim bir yazıya başlıyorum şu an. Amacım bu yazının bir yerlerde yayınlanması ya da tepki çekmesi değil , sadece bu içimdeki irini dökmek istiyorum.

Gezı parkı direnine ikncş gün katıldım. Gecesinde polisin biber hazıyla müdahale etmesi beni rahatsız etmişti ve gittim. O akşam orada ne bir taşkınlık , ne bir çirkin slogan bardı. Sizi temin ederim ; sadece en doğal hakkımız olan protestomuzu -evet neredeyse başbakanın söylediği gibi- 3-5 kişi prtoesto ediyorduk. Eve gittim ve huzurla uyudum , sabah kalktığımda beklediğim gibi polis biber gazıyla parka girmişti. Oysa o polis o gün gezi parkı girişinde duruyordu , 10-12 ekip otobüsü ve çokça polis orada sadece gelen gidenleri izliyordu. O baskın sonrası oraya yine gittik ve hiçbir aşırılık yapmadık fakat polisminatla saldırmaya devam ediyordu. Başbakan açıklama bile yapmadı be biz o gece basının 1 dakika bile haber yapmadığı direnişimizde istiklal caddesi ortasından karsköy'e kadar kovalandık. Size yemin ederim karşıyı doğru düzgün bilmem bile ama o Karaköy çıkışına kadar olan yolun her santimetrekaresini ezberledim. oradaki biber gazınkokusu bile -koca bir caddeden bahsediyorum- sarmıştı. Polis kuzenimin arkada kaldığı grubun bir kısmını yakalamış ve saldırmıştı. Odakule'den gelen bu haberlerle birlikte Karaköy iskelesine gittik , yarım saat bekledikten sonra taksilerle evimize ulaştık.
O gece hiç ummadığım şekilde benim mahallem de ayaklanmıştı. Ben Bağdat Caddesi yürüyüşüne gidemedim , yorgundum.

Ertesi gün , bu kez mecburen haz maskesi ve talcid karışımlarımızla meydana gittik. Sağolsun kan emici partiler direnerek aldığımız meydanınve parkı sahiplenmişti , içim ezildi. Orada dalgalanan bayrağın CHP ya da AKP bayrağı olmasının benim ve tahmin ediyorum hiçbir özgürlükçü kardeşim için farkı yok. Neyse dedik ve yine desteğimizi vererek devam ettik. Akşamına doğru Dolmabahçe'ye doğru inip Cami bahçesinde son bir kez soluklanırken bir anda gaz bombası yedim. İnanın biber gazı olmayan bu şeyin nereden geldiğini bile anlamadan kaçmaya başladık. Nir anda bütün arkadaşlarım acı içinde koşmaya başladı , Talcid ve su karışımı doğru düzgün etki etmiyordu. O çırpınış içinde elimden geldince insana bu karışımı sıktım , inanın o insanların çaresizliğini görmek bile istemezsiniz. Tabi bu arada ikinci bir gaz daha yedik ki trafiğin kapalı olduğunu zannettiğimiz yerden bir polis arabası bu gazı atmıştı. Hali hazırda adeta can çekişen insanlara bunu yapmanın vicdani açıklamasını ben bulamıyorum , belki siz bulursunuz.

O geceyi zar zor eve dönerek tamamladık. Tani ebe giderken duyduklarımız , okuduklarımız bizi telaşlandırmadı değil. Çünkü herkes sivil polislerden , acımasız müdahale ve davranışlardan söz ediyordu. Bksraköy iskelesinden eve doğru giden yolda yine yılmadan güldük , eğlendik. Ne kimseye sataştık ne de kimseyi anlamsız yere dolduracak söylemlerde bulunduk.

Bugün ise artık tamamen temiz bir sabaha uyanan halk olarak gezi parkı yollsrına hayvan dostlsrımız , çevre temizliği ve dayanışma için gittik. Size yemin ederim yanımda gaz maskesi bile yoktu (daha önceki günler taşıdığım gaz maskesi zaten o ucuz gaz maskelerindendi) çünkü ben oraya polise bile inanarak gittim. Ne kadar büyük bir hata yaptığımı şu an saatler 3:25'i gösterirken anlıyorum. Dolmabahçe'de gördüklerim , arkadaşlarımdan duyduklarım ve okuduklsrım şu an bile içimi inanılmaz acıtıyor.  Bizim her şsrt ve koşul altında "asla şiddete başvurmayın" dememize rağmen polisin şiddeti , yetkililerin açıklamaları , medyanın haysiyetsiz tavrı artık iyice canımı yakmaya başladı. Şu dakika itibariyle tanıdığım tanımadığım yüzlerceöinsan , muhtelif yerlerde resmen ölümüne şiddet görüyor. Poşis be devlet karşıya geçişin her türlüsünü engellemiş durumda ve hiçbir şekilde yardım ulaştıramıyoruz. Daha önce Roboski ve Reyhanlı'da duyup kimilerince şüphe edlien "acaba ?" konusunu gözlerimizin önünde yaşıyoruz. Uyuyamıyorum , yemin billah uyuyamıyorum.

Şimdi sormak istiyorum ;

Bunların hesabını kim verecek ? Bu kadar şiddetin , ölümlerin , yanan yüreklerin yükü kim , nasıl alacak ? O ağaçlar kesilmeseydi , tepkimiz karşılık bulsaydı sonlanacak bu haklı mücadeleyi u hale getirenler ne zaman duracak ? İnanın bana kalsa ben bu mücadelemden ölsem vazgeçmem ama bu kadar can yanacaksa ve mevzunuz kazanmaksa ; alın siz şampiyon olun. Fakat bu kadar şiddetin bir sonu okmuyor ve olmayacak , halk haklı olduğu bir şey için ilk kez bu kadar kenetlenmişken durmayacak.
Bugün 3 maymunu oynayan , yetmezmiş gibi rolü geldiğinde devreye girip yalan haberle insanları kandıran medya nasıl hesap verecek ? Bugün Taksim'i ksrış karış temizleyen (fotoğrafları da internette mevcuttur) halkı "etrafı talan ettiler" diye duyuran bu haysiyetsiz medyanın vicdanı hiç mi sızlamayacak ? Bizim şarkılarla başlattığımız bu haklı tepkiyi bir vahşete çevirip üzerimize yıkanlar ne zaman ve nasıl utanacak ?

Şu an bütün dünya tarafından konuşulan bu direnişi kanla durdurmaya çalışan polise yeter demeyen hükümet , yangına adeta körükle giden belediye başkanları , işi kendi siyasi rantları meselesine çeviren liderler , korkak ve haysiyetsiz medya , halkına zulüm edene ses çıkaramayan ödlek sanatçılar ve dahası... Siz , bizim bütün gün direndiğimiz sokaklardan evime geldiğimizde "acaba ne oluyor orada ?" diye uyuyamadığımız sırada nasıl huzurla uyuyabiliyorsunuz ?

İnanın , o sokaklarda her türlü çirkinliğe şahit olan siz vatandaşlarım gibi yazacak , anlatacak , haykıracak çok şeyim var ama satırlar ve ifadeler yetmiyor. İzninizle biraz kusmak , biraz ağlamak ve mümkünse 3-4 saat uyuyarak uzaklaşmak istiyorum. Yarın yine o meydanlarda , o vahşete maruz kalacağımızı , çocuklarımıza "biz yaptık , aman sen yapma" diyeceğimizi bile bile. Bir gerçeğin peşinden gittiğimizi bile bile üstelik.

İyi geceler Gezi...mşdem bulanıtor

29 Mayıs 2013 Çarşamba

Eşcinsellik Üzerine Tartışan Ülke



Benim de eşcinsellik hakkında söyleyeceklerim var ;

İşin piskolojik ya da fizyolojik etkilerini konuşacak kadar donanım sahibi değilim , en fazla fikirlerim olabilir. Fakat bu ülkenin ayrışmasından , ötekileşmesinden , bir fikrin diğerini tamamiyle suçlu ilan etmesinden , zorbalıktan , dayatmadan , yasaktan , korku toplumundan bunaldım. İnsanların ne yedikleri - ne içtiklerinden cinsel tercihlerine kadar her şeyi istedikleri gibi , özgürce yaşamasını hayal ediyorum. Hemen her türlü yasağı dini temellere dayandıran ve bütün bir ülkenin dinini İslam zanneden bir yaklaşımı kabul etmiyorum. Benim hayatımın her alanına müdahele eden bir devlet için artık hiçbir şey söyleyemiyorum.

Ayrıca , her konuda olduğu gibi bu konuda da karşı tarafı tamamen öfkeyle eleştirenlerden de tiksiniyorum.


28 Mayıs 2013 Salı

Cennet Parçası


Merh'ba ;

* Benim bu bütün derdim esasında bir duygu durumu , bir uyku tulumu.

* Haklı olduğum zaman bile haksız olduğum zaman gibi. Bu benim adaleti kendime teslim etme biçimim.

* Çok şey bilip az şey söyleyenler yüzünden de geldik bu hale , bu hal ne ?

* Yeşilçam bana hiçbir şey vermediyse her şeyini vermiştir. Buna bile tapınmaya değer.

* Bir varoluş için benim söyleyebileceğim en bencilce şey başka bir yokluk olabilir.

* Seni yaşatan bir şeyler var bir yerlerde.

* Seviyorsan söylemek mecburiyetindesin.

* Sevmenin ayıpla işi olmaz , o halde katıksız sev.

* Esasında gün doğmaz , o en fazla gecenin refakati olabilir.

* Beni anlıyorsan ben de seni dinliyorum.

* Beni seviyorsan ; işte ben ona garanti veremiyorum.

* Şahsıma düşen bir cennet parçası var ; aslan payı , güneş parıltısı , kuş cıvıltısı , toprak kokusu. Seviyorum demek , kendisine hissettiklerim için en fazla bir ayyaş lakırtısı.

* Sel'ametle.

24 Mayıs 2013 Cuma

Ahlak Paydası



Türkiye'de ;

Eşini aldatırken , arkadşına yalan söylerker , yürürken birisi sana çarptı diye kavga ederken , rüşvet alırken , kaçakçılık yaparken , insanları haddin olmayan şeylerle yargılarken , adını bile bilmediğin okulun güzel kızına iftira atarken ahlaksız değilsin.

Birilerinin keyfi için alın teri akıtıp 3 kuruş kazanan emekçiyi hor görürken , etnik köken uydurması altında insanları ötekileştirirken , sokakta gördüğün zararsız bir hayvanı öldüresiye döverken , otobüs sırası bile beklemeyi beceremeyip insanları ittirip kaktırırken , dört kadınla evlenirken , yaşlı gördüğünde poşetlerini elinden almak yerine sırtını dönüp giderken de ahlaksız değilsin.

Sen ; içki içtiğin zaman , sevdiğinin elinden tutup masum bir öpücük kondurduğun zaman , etek giydiğin , aşk şarkıları söylediğin , insanları sevdiğin , saygıyı esas aldığın zaman ahlaksızsın. Yetmedi , bitmedi ; üstelik sen salaksın , enayisin , bu devirde böyle saflık olur mu dedikleri o beyinsiz de sensin.

Ortak bir ahlak paydasında görüşmek üzere.

15 Nisan 2013 Pazartesi

Haydi Şuradan !


Seaml oçuklra ;

* Harflerin farklı yazılmasının algıyı bozmadığına dair bir araştırma yapılmıştı ya bi ara , maillerimize yağıyordu. Bence yalandı bu ama neyse hatırlatayım dedim.

* Benim için "Ragga Oktay'ı sevmek" bir insanı değerlendirebileceğim bir kriter. Bence Ragga Oktay çok sempatik bir adam ve yaptığı her işi de sempatik yapıyor. Şarkılarında bazen arada bazı cümleleri sallıyor gibi geliyor ama neyse artık , o kadar olur.

* Mesela şu dizi müziğini saatlerce dinleyebilirim.

* Daha önce söylemiş olabilirim ama "bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim" söylemini çok yanlış anlamıştım ben. Burada dilimizin değeri de ortaya çıkıyor çünkü benim gibi insanlar bunu şöyle algılayabiliyor ;

- Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyliyim
+ İsmail
- Evet , arkadaşın İsmail
- Doğru

* Amerika'dan görüp aynen özendiğimiz en saçma şey Rap kültürü. Adam zencisiyle beyazıyla , Doğu yakasıyla Batı yakasıyla bir mücadele veriyor , sen kalkmış "Anadolu yakası - Avrupa yakası" diye ortalıkta döner bıçaklarıyla dolaşıyorsun. Pis.

* Modern insanla ilkel insan arasındaki yegane fark takım elbise. Yoksa ateş yakıp otu böceği yiyen adamın bizden daha vahşi olması akıl işi değil.

* Bir insan diğerine "feyzbuk'un var mı ?" diyor ama daha acısı diğeri ona "var" diye cevap veriyor. Bu soruya olumlu cevap verecek tek insan Mark , herkes haddini de bilsin.

* PSY'nin yeni şarkısını dinledim ve kendisinin tam bir çakal olduğuna kanaat getirdim. Sırf tuttu diye aynısının biraz farklısı şarkı yapmış , klip mantığı zaten aynı.

* Algıyla alakalı en büyük örnek "buğulu cam" örneğidir. Nerede buğulu cam görsek hemen aynı tepkiler.

* Her devirde insanların daha önceyi özlemle hatırlaması konusu çok enteresan. Ben 90'ları özlüyorum , benden yaşça büyük olanlar 80'ler diyor , daha büyük olanlarımız 70'ler için övgü dolu sözler söylüyor. Bence herkesin havası dişi geçtiğine , yemin ediyorum bu böyle bi olay.

* Tag'lere Arif , Manchester ve Gol kelimelerini yazdım ki o golü ararken buralara gelerek iyice şok olun.


Buralarda olmayı unutmayalım.

26 Mart 2013 Salı

10 Adımda İş Görüşmesi

İş görüşmesine gidecek ve bu konuda tecrübesiz olanlara tavsiyelerim var. Üstelik bu dev hizmeti görsellerle de destekleyerek vücut diliniz konusunda da öneriler suna'zaam ;


1- Görüşme bölgesine (çatışma alanı) girdiğinizde olabildiğince rahat olmaya çalışın. İlk tokalaşma esnasında "aman abim n'aber ya canım abim" dediğimiz biçimde vücudun belden kıvrıldığı , hafif yancı ama çok fazlaca silik tokalaşma metodunu uygulamayın. Bunun yerine belinizin dik konumda olduğu yöntemi tercih edin. Bu konuda Sırbistan ya da Kosova liderlerinden hangisi olduğunu bilmediğim ama solda olan liderin taktiği güzel. Ben size söyliyim , o arada ülkeyi bile alabilirdi o güvenle ;



2 - Tokalaşmayı başarıyla tamamladığınızı umut ederek ikinci kısıma geçiyorum ; oturma. Oturacağınız koltuk ya da benzeri nesnenin cansız olmasının önemini vurgulamak bile istemiyorum. Diyelim koltuğa oturacaksınız , oturmadan önce tuvalete oturur gibi eğilmeyin. Tabi size babanızın koltuğuna oturur gibi cup diye koltuğa atlayın da demiyorum ama bunun arasını bulmak çok önemi. Koltuğa oturmadan önce gücünüz yetiyorsa koltuğu kendinize doğru çekin. Elbette bu koltuk iki kişilik falansa Barbar Konan gibi koltuklara asılmayın. Misal şöyle olabilir ;



3- Koltuğa ya da sandalyeye de oturduğunuza göre en önemli aşamaya geldik : giriş konuşması.

Bunu siz değil karşı taraf yapacağı için bu noktada sizin vücut dilinize hakim olmanız gerekiyor. Genel olarak aşağıda paylaştığım fotoğraftaki ikinci surat ifadesini kullanmanız gerekirken , ender bile olsa yapılan şakalara ilk surat ifadesiyle gülmeniz yararlı olacaktır ;


Unutmayın ki Cristian Bale de Nolan'dan Batman serisinde başrolü böyle kaptı.


4- Konu elbette maaş beklentisine gelecek. Bu noktada size en yardımcı olacak surat ifadesini hayata geçirdikten sonrası kolay ;


Şimdi istediğiniz ücreti söyleyebilirsiniz.


5- İş görüşmelerinin bana göre en mantıksız fakat iş sahiplerince en gerekli görülen kısmı "kendinizi x sene sonra nerede görüyorsunuz ?" kısmıdır. Burada vereceğiniz cevap ve takınacağınız vücut dili ,  x'in değişkenliğiyle sabit olmakla birlikte hayati önem taşıyor.

Şayet size 5 yıl sonrasını sorarlarsa bu ; 



10 yıl sonrasını sorarsa bunu uygulayabilirsiniz ; 



Son olarak ; görüşmeden çıkarken gülümseyerek görüşmek üzere demeyi ve şirket sınırlarının çok uzağına gidene dek telefonla konuşmamayı unutmayın. Kapıdan çıktığınız gibi yalandan telefona sarılmanız sizin ne kadar kolpa bir insan olduğunuz konusunda bilgi verecektir. Buna ek olarak işverenlerin görüşmeye gelenleri camdan izledikleri bilgisini de unutmamak lazım , maymun gibi kalmayın ortada.



Sivilpenguen A.Ş sundu.

Ustalara Saygı - Yeşilçam


Yeşilçam efsanelerimizi hatırlayan ve hatırlatma gayesinde olan, ailenizin Yeşilçam bekçisi Sivilpenguen gururla sunar ;



En derin sevgilerimle.

23 Mart 2013 Cumartesi

Cinnetin Konvansiyonel Olmayanı


Daha önce arkadaş sohbetlerimde çok söyledim , bloga da irili ufaklı yazdığım olmuştu bu sosyal medya konusunun mevcut ve muhtemel etkilerini. (kısa bir araştırmayla ilk olarak şunu bulabildim)


Bu gece twitter'a baktığımda bir intihar lafının dolaştığını gördüm. Açıkçası birisini intihar ettiği düşüncesi bile beni ziyadesiyle üzerken bunun sosyal medya üzerinden olmuş olabileceği ihtimali beni dehşete düşürdü diyebilirim. Zira insanların akıl sağlığına kaçırma noktasına geleceklerini beklerken bunun olmasına ne olursa olsun beklemiyordum. İlgili yerlere baktıktan sonra @ahmetselcukk isimli bir arkadaşın intihar etmeyi planladığını , konuyla alakalı konuşmalarının olduğu bir video çektiğini ve nihayetinde intihara kalkıştığını yazdığını gördüm. Neden bu arkadaşın ismini buraya yazdığım konusunu ayrıca açıklayacağımı belirtmek istiyorum , unutturmayın.

Eskiden ; yani eskiden dediğim bundan 5-6 sene öncesine kadar insanların alışkanlıkları yüzyıllar boyunca değişmemiş biçimde devam ediyordu. Yemek söylemek , aşk yaşamak , kavga etmek , küfür etmek , eleştirmek ve hatta intihar etmek. Bugün üniversitelerde okutulan bir ders , önemli bir başlık olan Yeni Medya , dönemi o kadar çirkin bir alışkanlık değişimine sürükledi ki o kadar olur. İşte bir adamın intihar etme girişimi ve sonrası. Tabi edip etmediği ihtimaline sonra geliriz.

İntihar girişiminde bulunmak benim ve sizin bildiğiniz gibi sessiz sedasız olur. Bilenleriniz vardır ; Yavuz Çetin boğaz köprüsünden atlayıp yaşamına son vermişti. Dünya çapında bir gitaristimiz böyle veda etti. O gün twitter olsaydı oraya da intihar öncesi videolar koyup tehdit savuracağını sanmıyorum.
Daha yakına gelmek gerekirse üniversitede bir hocamın intiharıyla sarsıldık yakın zaman önce. Sessiz sedasız biçimde gidişinin bende yarattığı şok etkisi bugün bu arkadaşın yaptığına karşı öfkeyle geri dönüyor diyebilirim. O başarılı insan , akademisyen hayata gözlerini yummadan önce bu arkadaşın yaptıklarını yapmamıştı. Nedeni ise açık ; yeni medya cinneti.

Belki gerçekten intihar etti bilemiyorum fakat yine de bu yaptığın şeyin zaten hazır bekleyen bir tehlikeyi harekete geçirdiği aşikar. Artık gerçek ya da gerçekdışı intihar tehditleri , videoları , blogları için hazır olabiliriz. Biz iyi niyetli ve aklı başında kesimin yardım çığlıklarıyla koşuşturduğu o insanlar bilgisayar ekranları başından bizim bu halimize gülüp bize enayi de diyebilir. Yahut gerçekten bir intiharın , kitlesel bir iletişim aracı olan internet üzerinden üzerimize nasıl yağdığını da yüzümüze çarpabilirler. Hangisi daha kötü ?

Neden bu arkadaşın twitter linkini paylaştım ? Çünkü bu arkadaşı takip ederseniz siz de bu sürece katkıda bulunmuş olacaksınız. Eskiden bir saniye için bile olsa televizyona çıkabilmek adına yapmadığı maymunluk kalmayan o konvansiyonel cinnetkarların yaptıklarını en kolay boyuta indirgeyen bu yeni medya , bu yeni cinnetkarların minik egosantrik hadiselerine kurban gidecek kıvamda. Artık bu kolay yoldan ünlü olmak isteyen ilgi çılgınları için 3000 takipçi kazanmak , sahte bir intihar ya da memelerini açtıkları bir fotoğraf kadar yakın. Hani imkanım olsa bütün ülkeye tek tek binlerce takipçi versem.

Yanisi ; giderek büyüyen internet kavramı karşısında akıl dengeleri bozulan insanlar yüzünden bu işin bile tadı kalmadı. Facebook kullanmıyordum , bu gidişle twitter hesabımı da kapatabilirim. Bakarsınız evin interneti başta olmak üzere bütün bir yeni iletişim kaynaklarımı da iptal edip dağ evine yerleşebilirim. Hem bir gün başıma bir iş gelirse insanların o çok değerli 140 karakterlerini de çalmamış olurum.

Ekleme : Kendisini isminden ötürü hatırlıyor gibiydim , yanılmamışım. Eskiden bolca takpçisi olan ve şimdi aynı ilgiyi bulamayan bir kişiymiş. Vaktinde gördüğü ilgi , sevgi ve saygı onu çok şaşırtmış ve mutlu etmiş. Bunları ben söylemiyorum , kendisi blogunda yazmış.

15 Mart 2013 Cuma

White Rabbit

Naciz bir White Rabbit uyarlaması , hayatımda tanıdığım en güzel kadına gitsin.

11 Mart 2013 Pazartesi

Yarı



Selamlıyorum.


* Özgürlükler özgür olmayan insanların eline teslim edilemez , edilmemeli.

* Samimiyet en hakiki yetenek.

* Martıların şarkı söylediğine de inanabilirsiniz dedikodu yaptıklarına da. Belki sadece anlamsızdır sesleri.

* Sadece ve yalnız bence aynı kişiler ve kamuflaj onların sanatları.

* Düzgün insanları sevmeniz daha düzgün insanları doğuracaktır sevilesi.

* Bir şehirde bir kadın doğacak ansızın , bir sabaha koşacak , bir akşamın tepesinde.

* Belki sizin sonunuz bizim de sonumuzdur , düşünmeye layık değil mi ?

* Kendine söyleyebildiğin en cesur yalan aslında en hakiki gerçeğinin aynası değil midir ?

* Egolarımızı bu kadar sevmeseydik bu kadar da olmazdı.

* Can Yücel'i nasıl sevmeyelim , böyle bir işin izahatı olabilir mi ?

* Ruhun reklama ihtiyacı yok.

* Ben sana şiir yazdığım zaman ; bir ülkenin en kalabalık şehri uyanır erkenden , en beyaz gömleğini de giyer ve denizin üzerine uzanıp sigarasını yakar aniden.


Elved'alıyorum.

17 Şubat 2013 Pazar

Monolog #1


Uzun zamandır bir başlarına yemek yemeye alışmışlardı. Pötr Leontiç şimdi daha çok içiyordu. Paralan yoktu. Akordeonu satalı bir hayli olmuştu. Sokağa çıktığında düşmesin diye, çocuklar hiç yalnız bırakmıyorlardı onu. Eski Kiyev Sokağında sürücü yerinde Artınov'un oturduğu bir çift doru at koşulu faytonuyla Anya'ya rastladıklarında Pötr Leontiç silindir şapkasını çıkararak ona seslenmeye hazırlandığında Petya ile Andrüşa kolundan çekeliyorlar, yalvarır bir sesle,

— Hadi, babacığım... İstemez, babacığım... diyorlardı.
  
Besleme - Anton Çehov

6 Şubat 2013 Çarşamba

E'ttabi



Mer'haba.


* 18 yaşını geçmiş bir insanın Msn Messenger kullanmasını kimse açıklayamaz bana.

* Ada ben ayrılmak istiyorum.

* Issız bir adama düşseniz yanınıza alacağınız 3 şey nedir ? Bence kabartma tozu , havuç ve kek kalıbı alın.

* Kayahan'ın "sarı saçlarından sen suçlusun" şarkısı bizzatihi Markafoni'ye yazılmış ; "adresim aynı".

* Hemen sinsice "o şarkının adı o değil" demeyin , onu ben de biliyorum ama gerçek adını bilmiyorum.

* Kel şarkıcıların albüm kapaklarında hep yana yatık olması çok enteresan. Kellik denge mi bozuyor yoksa saçsızlık tıbbın çözemediği bir genetik problememe mi delalet ediyor bilmiyorum.

* "Abi bak bu ülkede kimse kitap okumuyor" diyen insana en son okuduğu kitabı sorunca çok eğlenceli zamanlar yaşanabilir.

* Bazı insanların mesleğini kimse bilmemesine rağmen her işi yapmaları çok enteresan. Şimdi ben size Ayşe Özyılmazel diyerek isim vermek istemem ama elim gidiyor.

* Pump It dedikten sonra atılan o feryadi , o yürekleri parçalayan çığlık.

* Ben mesela Black Eyed Peas grubundaki ablamız ve zenci abimiz dışındakilere çok üzülüyorum. Ablamız zaten meşhur , zenci paraya para demiyor ama o diğerleri çok sönük kaldı. Bence bunlar grup olarak albüm çalışmaları , konserler dışında falan diğerleriyle görüşmüyorlar ve bu diğerleri çok buruk kalıyor.

* Eğer bir yerlerde tek başınıza kendi halinizde şarkı söylüyorsanız aniden Ferhat Göçer belirebilir. Siz boru sesinizle söylerken o hava kaçıriye biçimde böyle.

* "Bi kızı bi oğlu varmış , kendi hayatına dalmış" diyor Ferhat Göçer. Ya kusura bakma ama ne yapacaktı kadıncağız yahu Ferhat Göçer , kendini mi salacaktı senin gibi ?


G'idiyorum.


5 Şubat 2013 Salı

Mim Durumu


1- Hayatınızda mucize olarak nitelendirebileceğiniz bir olay geldi mi başınıza?

Küçükken trafik kazası geçirmiştik , oradan hiçbir yara almadan kurtulmam mucize sayılabilir.

2- Hayatınızda aldığınız en büyük risk neydi?

Hayatım riks.

3. Almayı düşünüpte alamadınız neler var?

Dönem dönem çok şey oluyor ama isteklerim çabuk değişiyor.

4- Kıyafet konusunda takıntılarınız var mı? (Asla beyaz giymem vs.)

Siyah giymeyi severim.

5- Nefret ettiğiniz huylar ya da nefret ettiğiniz insanlar?

Nefret ettiğim demeyelim ama çok sevmediğim ünlü insanları blogda yazıyorum.

6- Sizi en net tanımlayan kelime hangisi?

Hiç bilemedim şu an.

7- Hayata yeniden gelme şansınız olsa, hangi ülkede doğmak isterdiniz?

İtalya.

8- Tek başına bir insan keyif almak için neler yapabilir?

Film izleyebilir.

9- Nikah masasında evleneceğiniz kişiden "Hayır!" cevabı alsanız?

"Hoş mu şimdi bu ?" derim.

10- Ölümden sonra var olan hayata inanıyor musunuz?

Tam aradayım aslında.

11- Sizi yazmaktan soğutan olaylar?

Kendi keyifsizliğim.

12- Kendinize robot bir sevgili yapıyorsunuz, ona hangi özellikleri eklemek isterdiniz?

Uçabilsin.

13- İnsan kaderini mi yaşar, kaderini mi yazar?

Yaşamını yazsın en iyisi :)

14- Aklınıza ik gelen ingilizce kelime hangisi?

Why.

15- Bir kitap yazsanız, adı ne olurdu?

Kırmızı.

16- Blogger olmasa, şu an gerçekleştirdiklerinizi nerede gerçekleştiriyor olurdunuz?

Hiçbir yerde. Neticede sadece yazarak , başka hiçbir bedel ödemeden (maddi - manevi) gerçekleştirdiğim bir aktivite bu.

17- Birinden hoşlanıyorsun ama hoşlandığın kişi en yakın arkadaşından hoşlanıyor, arkadaşınsa boş değil ona karşı. Ne yaparsın?

Çok sevmediğim konular.

18- İnternette sahip olduğunuz ilk takma isim neydi?

Sanırım Vargas ama daha eskiye gidersek hepimiz çocuk olduk :)


Not : Mia'nın yazmayacağımı düşünmesi üzerine yazdım.



30 Ocak 2013 Çarşamba

Nada #1




Yoksul bir Yugoslav olan  Nikola , şehrin en haysiyetsiz sokağının bitiş noktasında aniden beliren harabe okuluna gidiyordu.

Sokağın girişindeki dükkanın eski ve dolandırıcı esnafı Marko selamını eksik etmemişti ;

- Hey Nikola , okula mı gidiyorsun ?
- Evet efendim
- Okul salaklar içindir evlat , salak ve itaatkar insanlar için !
- ...

Bu orta yaşlı adamın herkesle bir derdi vardı zaten. Yürümeye ve kendi kendisine şarkı söylemeye devam ederek okula ulaştı. Kapıda onu en yakın arkadaşı Javor bekliyordu ;

- Niko çabuk benimle gel , sana göstermem gereken bir şey var !

Okulun arka bahçesine doğru koşmaya başladılar. Bu telaşları alabildiğine masum ve anlamsızdı ama Nikola'nın merakı görülmeye değerdi. Arka bahçeye yaklaştıkça kulağına gelen o hızlı ritimlerin farkına varmaya , farkında vardıkça daha hızlı koşmaya başladı. Javor'u arkasında bırakarak koştu ve duyduğu bu enfes müziğin kalbine saplandı.

Onlarca öğrencinin belli belirsiz sesleriyle eşlik ettikleri bu minik eğlence daha çok bir Wembley konseri gibiydi. Kafasını yavaşça kalabalığın odağına çevirdi ve dondu ; bütün bu gürültünün ses tellerini kısan sarı bir kum fırtınasının altında ince işlenmiş yeşil bir deniz , ahtapotlar , balinalar ve zihnine saplanın çelik iğne ; Nada.

Sessizliğin bütünlüğünü bozan alkış bu isimle alkış tutuyor , yıkılmaya bile mecali olmayan bu eğitim yuvası binanın duvarları yerinden sökülüyordu.

- Niko ! Niko ! Niko beni duymuyor musun ?
- ...
- Niko !
- Efendim !
-  İsimleri Gyrijya , kuzeyde yıkılan bir okuldan gelmişler. Ne kadar eğlenceli görünüyorlar değil mi ?
- Evet
- Bir hafta burada kalacaklarmış.

...


7 Mayıs 1992




Gelecek hikayenin parçası : http://www.youtube.com/watch?v=GOep-YA4glo