25 Ocak 2013 Cuma

BNBHB ?



Şöyle başlıyorum ;


* Nerde hani o canım gözler ?

* Manyak insanın derdi de kendisi gibi olur.

* İnsanlar olarak günden güne birbirimize güvenimizi , sevgimizi ve tahammülümüzü kaybediyoruz. Galiba iş yolundan çıkalı çok oldu.

* Sabahın erkeninde kalkıp servise binmeli işleri sevmiyorum ve sanırım sırf bu sebeple çok işsiz bir gelecek beni bekliyor. Belki yolum açık olur , bilemem.

* Deliyim ben aslında , senin gibisini sevmekle.

* Zamanın birinde bir kimse başka bir kimseyle çok iyi bir dostluk kuruyor. Aradan geçen zaman içinde kah gülüp kah ağlıyorlar , beraber. Günlerden bir gün çok deli saçması bir şey yüzünden birisi diğerine çok büyük ayıp ediyor. Bu kimselerden ayıp edilen üzülüyor , ayıp edilen kırılıyor ama dünya böyle bir yer. İşte o ayıp edilen kimse sensin , benim , o.

* Bu ne biçim hikaye böyle ?

* Şu ahir ömrümde bir şeyler yazmaktan daha güzel şey görmedim , göremem diye düşünüyorum.

* İnsanların kötü ya da iyi olduklarını belirleyen evrensel bir değer olmadığı için bunu ayırt etmek eylemlerle sabittir. Bu tezle yola çıkarsak kimse kötü olmadığı gibi herkes kötüdür , bu defansa bakar. Senin , benim ve onların.

* Ya bu deveyi güdersin , ya bu diyardan gidersin.

* Nerede karşı cinsle ilgili çok bildiğini söyleyen , sağa sola taktik veren var ; oradan uzaklaş. İnsanlar eşya değildir ve hepsinin ruhları farklı mezardan yükselecek.

* Bir apartman düşünecek olursak ; nefretle intikam ev arkadaşı , sevgi giriş katında oturuyor , saygı orta katta sakin bir dairede , kahkaha en üst katta ve her gece misafiri var. Bu apartmanın yöneticisi ölüm , aidatları da o toplayıp o ahkam kesiyor.

* Leblebi kadar dikkat çekici şey olabilir mi alla'şkına ?

* Gel gidelim güneylere.

* Bana taş atana ben kafa atacağımı daha önceden söylemiştim. Doğru olan budur demiyorum ama sanırım öfke problemlerim var.

* Bugün gördüğüm rüyanın hiçbir açıklaması olamaz ama etkisi yıllarca devam eder.


Görüşmekli dileklerimle.

24 Ocak 2013 Perşembe

Ya'hu




Merhab.


* Sosyal medya bizi esir aldı. Şu an bu yazıyı benim bilincim dışındaki ben bile yazıyor olabilir , bilinçception konusu gündeme gelebilir.

* Snickers ve türevi şokolatlar eskiden zenginlerin elinde yahut evinde rastladığımız öğeler iken artık hepimizin elinde yahut evinde. İşte bunu genele yayabilirsek orada dünya güzelleşebilir sanki.

* "Hayatımızda yalana hiç yer olmasa" mevzusuna müdahil bir film bile var (Yes Man) ama ben isterim ki hayatlarımızda gereksiz kibarlığın doğurduğu o yalansızlık gerçekten olmasın.

* Dünyaca ünlü bir kimse ülkemize gelince ben en başından , peşin peşin utanıyorum. Ya Van Damme geldi kameralara tekme attırdılar , Jackie Chan geldi ana haber bülteninde figürler sergilettiler , Jennifer Lopez geldi ev sattılar. Bak en sonuncusu cidden mizahın dibi artık ; "Ev satmak ve bunu reklam yapmak"

* Şimdi ben size burda "yaa altıma s.çtım yaa" desem komik olmaz ama Şahan Gökbakar bunu filmde yapınca gülüyorsunuz. Bence insan önce kendisine samimi olmalı.

* Bugün farkında vardım ki ben hiçbir diziyi izlemiyor olmama rağmen hepsinin konusunu , temel olaylarlarını ve çoğunun karakterlerini biliyorum. Bu gidişe bi dur.

* Sokak köpeklerinin gündüz ve gece olarak iki farklı karakteri olmasını en iyi işleyen Kenan Yarar'dır. O karikatür dizisini bulursam buraya yükleyeceğim.

* Birisinin hastalığı ya da ölümü üzerinden şaka yapmaya çalışana şiddet uygularım. Bu psikolojik olur , fizyolojik olur ya da düpedüz olur ama olur.

* Volkan Konak'ın ingilizceyi bile o kendine has tonlamalarıyla konuşmasıdır özgün olmak. İlgili videoyu buradan izleyebilir , tamamını izlerseniz A.B.D'de karavanla yolculuk yapmak adına güzel fikirler edinebilirisiniz.

* Stv kanalındaki hem gezip hem yemek yiyen arkadaşı izlemenizi tavsiye ediyorum. Ne demek istediğimi izleyince anlayacaksınız.

* Buralara cinsel şeyler yazanları takip etmemenizi şiddetle tavsiye ederim.

* Beni makasla tehdit eden adamın hikayesini ilerde anlatacağıma dair söz veriyorum.


Gör'şmek üzere.

9 Kasım 2012 Cuma

Komançi



* "Ben mesela , uçarım mesela". Yeme bizi kızıl.

* Ben mesela uçamam , yalana mahal yok.

* Arkadaşım anlattı ; Babası vaktinde askerlik mesleğini icra ediyor. Bi gün helikopterli melikopterli bi tatbikat sırasında askerin biri "komutanım ben atlayamam çok korkuyorum" diyor. Zemin silme kar bu arada. Atlarsın atlayamamlar arasından arkadaşınn babası "bak bi şey olmayacak ben atlıyorum" diye atlıyor , bol kar içinde gözden kayboluyor. Sonra kurtarıyorlar tabi ama o kaybolma anı nasıl bi an siz düşünün.

* Hitler'in tek testisi olduğunu biliyor muydunuz ? Bilmiyorsanız bu gereksiz bilgiye siz de nail oldunuz.

* Nail demişken ; ben bu kelimenin anlamını Yılan Hikayesi dizisinde tanıdığımız Nail Kırmızıgül döneminde öğrendim ve inanır mısınız bugün ilk kez kullandım. Nail olmak öyle bi hadise işte.

* Vaktinde Mahsun Kırmızıgül'ün "zincirlere vursalar , zamanı durdursalar , toprağa da koysalar bu sevda bitmez" diye şarkısı vardı. Yani bu kadar psikopat insanlara karşı ne kadar bi şansın olabilir ki Mahsun abi ?

* "Ben güzele güzel demem güzel benim olmayınca". Kusura bakma ama sinsi olduğunun yanında kıskanç da bi insansın abim.

* Bizim evde yürüyen çamaşır makinası var , kısmetse seneye okula yazdırıcağaz.

* - Bize her yer Trabzon + Şurası ? - Orası değil

* Arif olan anlardan birindeyiz.

* Adam "seni gidi topal , hain topal" diye şarkı yapmış. Ya senin toplalla alıp veremediğin ne tam olarak ruh hastası ?

* Sütlaç çok tehlikeli bi tatlı. Sütlaç sana her an bıçak çekebilir ama muhallebi öyle değil , muhallebinin saygıda kusur ettiği görülmemiştir.

* "Bir ördek tarafından takip edildiği korkusu" diye bi fobi var. Yahu bir ördek seni hadi diyelim takip etti ; ya ördek seni gasp mı edecek , tecavüz mü edecek ?

* Neyse ya.




28 Ağustos 2012 Salı

Hayt !



* Möröbö.

* "Çok kas yapmış ince sesli" diye bi erkek türü varsa bu hepimizin ama daha çok siz kadınların ayıbıdır.

* Burkina Faso ile Fas birleşirse ülkenin adı ne olur diye düşünmüyor değilim. İnşallah birleşmezler.

* Üşenmedim sana Japon yapıştırdım.

* Eğer sen de Power Rangers'ın giriş müziğini "doktor pavı rencııırs" diye söylediysen sen de 90'ları yaşamıssın demektir.

* Reha Muhtar benim evime gelse ben o evi yakar giderim , yavrumdan cayar giderim.

* Köpeklerimden kuşumdan , yavrumdan ceyar giderim.

* Eğer "Aslan Bacanak" filmini izlemediysen bozuşuruz , izlediysen ve tekrar izlemek istersen şurada buluşuruz.

* Bankacılık bi yerden sonra kendinden geçmiş ve o yer tam olarak şurası ; "Repo , Bono , Eft , Aft , Ftp , Rpg , SS , Hitler"

* Ajda Pekkan yaşlanırsa bi sabah aniden yaşlanır , bence.

* Çeşme'de gittiğim bir mekanda garsonun "1 sene sonra intikam almak için geri dönen kedi" isimli hikayeyi sizlerle paylaşıcam ama şimdi değil , şu an değil.

* Kamil Koç firması sanki biraz illüzyon yaparak "biz de KOÇ ailesine mensubuz" havası yaratmak istiyormuş gibi ama değil elbette.

* Şunlar burda kalsın , devam edicem.

16 Ağustos 2012 Perşembe

Söyleceklerim !



* Var.

*  Herkes lise hayatında çok fırlamaysa kimdi bu inekler ?

* Ben etek olsam mini etek çıktıktan sonra depresyona girerdim.

* Eğer gerçekten içinde bulunduğumuz bu 2012 senesinde kıyamet koparsa en çok zararlı çıkanlardan birisi ben olurum. Çünkü okulumun uzadığı şu son aylarımı çalışarak değerlendirdim.

* Bence mizahın en kralını bu amcalar yapıyor , vallahi billahi helal olsun.

* Bu arada ben o amcaların olduğu yerlerdenim.

* Halk otobüsü varsa Zengin otobüsü de pek ala olabilmeliydi. Belki adam araç kullanmak istemiyor ama portakal suyunu içmeden de gidemiyor ?

* Herkesi mutlu etmek mümkün olmadığı için birilerini seçmek zorundayız ki bu bizlerin en doğal hakkı.

* Sabahları insanlar tarafından tekmelenen , rahatsız edilen o sokak köpeklerinin geceleri İstanbul'u adım adım parsellemesini "doğanın adaleti" denir. Ben sırf bu adalet yüzünden çoğu gece evime giremedim o ayrı tabi ama varsın olsun.

* Mankenlerin "Cumhurbaşkanımız kim ?" sorusuna cevap verememesinden mutlu olup bunu toplumun genel kültür eşiği kabul etme kafası bitti sayılır.

* Eşeğe altın semer vurunca eşek değilde at mı olacaktı , dinozor mu olacaktı ?

* Kenan Doğulu'nun boyu uzayacakmış gibi gelmiştir bana hep.

* Türk insanı olarak Google'ın sahibi olsak bile beğenmeyecek bir aile yapımız var. Çünkü bizim için sabah erkenden gidip açılmayan , duvarlarına bereket duaları asılmayan ve en önemlisi çalışanlarınla bir aile gibi olmadığın yer iş yeri değildir.

* Öte yandan Facebook'un sahibi olmak bana çok riskli bir iş gibi geliyor. Yani bi mal alıp elinde kalması ya da kasada durmayınca paranın eksilmesi gibi bi durum söz konusu değil belki ama neticede yaptığın işin büyük kısmı liseli aşıkların insiyatifinde. Yani sen tam belli bi kullanıcı sayısını bulmuşsun ama bi anda sevgilisi izin vermeyen kız profilini kapatıyor. Kesinlikle riskli iş.

* Ben mahallenin eskimeyen bakkalı olsam "isteme veresiye , dost kalalım ölesiye" yerine "Bugün tahsilata geliyorlar , s.kmeseler bari" falan yazardım duvarlarıma.

* Yerine göre şakacı esnafı mazur görebilirim ama o esnaf berber olursa tedirginlerin tedirgini de benimdir.

* Hadi sağlıcakla.

12 Ağustos 2012 Pazar

Kaldığım Yerden



* Geri döndüm.

* Eskiden sıklıkla blog yazıp o yazıları okumazdım fakat 1 senedir blog yazmak yerine eski yazdıklarımı okuyorum. Geçen yine yazdıklarımı okuduğum sırada kendimi gülerken yakalayınca dedim "olum sen normal değilsin". Size komik gelecek ama sanırım sırf bu utancım yüzünden blog yazmaya geri dönüyorum.

* Ülke olarak son 7 gündür gündemimiz Murat Boz'un memeleri. Üzülme Murat ; meme şirinliğin şanıdır.

* Fuse Tea ilk çıktığı zamanlar ( Yaklaşık 5 ay önce ) bir mekanda sipariş verirken "Ice tea var mı ?" soruma "Fuse tea var" cevabı almıştım. Gülmekten siparişi iptal edecek noktaya gelmiş olsam da sonrasında toparladım elbette.

* Beni siz yaratmanız ama evet ; siz kanattınız.

* Kalori hesabı yapan insanla yemeğe gidilmez.

* Oruç olunmaz , oruç tutulur.

* 2012 yılına girmemize rağmen İstanbul'un göbeğinde zenci görünce heyecanlanan , saçmalayan ve arkadaşına "ehhehhe dudağa bak lan dudağa ehehehe NİGAA" diyen var.

* "Ya bu sene yaz biraz eksik acaba neden ?" diye düşünüyorsan cevabı açık ; çünkü bu yaz "Sibel Can diyeti" meydana çıkmadı.

* Bu ülke insanının mihenk taşı olan 3 şey vardır ; 1- Bayrak 2- Milli Marş 3- Sibel Can diyeti

* "Bu kadınların hepsi şeytan şeytan" minvalinde gezenin sırtını sıvazlayıp "evet canım hıhı evet geçicek" diyerek teselli edin , olmadı ortamı ve o insanı terk edin.

* Bundan sonra sıklıkla yazacağımın garantisini veriyorum kendime. O döneme kadar Komikli 1 ve Komiksiz 1 şeklinde seçtiğim eski yazılarımı okuyabilir , bana sivilpenguen@gmail.com adresinden ulaşabilirsin.

31 Temmuz 2012 Salı

The Dark Knight Rises




Batman , çizgi roman serileri içinde hikayesi ve yarattığıyla algıyla farklı bir yere sahip. Önceleri Tv şovlarıyla başlayan uyarlamaları sonralarında yer yer başarısız , bazen etkili projelerle sinemaya girdi.
Bugüne dek pek çok yönetmenin yorumuyla sinemada izlediğimiz Batman’in bana kalırsa asıl hikayesi 2005 yılında başlıyor ; Batman Begins. Hızlıca konuya girmek istiyorum.

Nolan Geliyor

Christopher Nolan’ın yorumuyla daha dramatic , yalnız ve bazen acınacak durumda olan bir Bruce Wayne izleyerek başladık. Son dönem uyarlamalarında yönetmenlerin original hikayelere tamamiyle bağımlı kalmamasını inanılmaz bir avantaja çeviren Nolan , serinin ilk filminde harika bir işe imza atarak temeli attı. Daha sonrası zaten hemen hepimizin bildiği gibi ; “The Dark Knight”


Fenomen : Joker

İlk filmden bahsederken elbette ilk akla gelen Heath Ledger’ın inanılmaz performansı. Daha önce Jack Nicholson gibi bir uzmanın hayat verdiği bir karakterin üzerine çıkmanın tek yolu o karakteri revize etmek olabilirdi sanırım.  Tabi bu noktada yaratılacak imaj ve verilecek algının önemi çok büyüktü. İşte bütün bunları en iyi şekilde analiz etmiş olan ekip , Joker’i öyle bir tasarladı ki neredeyse film bile ikinci planda kaldı.




Yükseliyor

Bütün bunların sonunda bu kadar başarılı iki filmden –özellikle ikinci film- sonra yapılacak final kusursuza en yakını olmalıydı. Herkes Nolan’ın tercih edeceği Villain kim olacak diye merak ederken Nolan tercihini Bane’den yana kullandı.
Çizgi roman geçmişini bir kenara bırakacak olursak , Bane daha önce başarısız bir denemeyle Batman filmlerinde (çok kısa bir süre bile olsa) görülmüş ve adeta hayal kırıklığı yaşatmıştı. Orada resmedilen Bane tamamen beyinsiz bir kas yığını olarak tasarlanmış ve çizgi romandan kopya edilmiş bir kostümle başarısızlığı pekiştirilmişti.


Oysa Nolan’ın kafasında yarattığı Bane ise kuvvetli , zeki , sadık ve öfke doluydu. Çizgi roman serisinde olduğu gibi --ufak bir spoiler (Batman’ın belini kırarken de) ufak bir spoiler—tamamen Batman’i zorlayacak bir düşman olmayı başardı.
Filmi herkes gibi 4 yıl beklemiş olmakla birlikte çıkış tarihinin dedikolularını duymamın üzerinden 1 yıl geçmişti. 2 günlük şehir dışı tatilimi yarıda kesip geldiğim The Dark Knight Rises beni fazlasıyla memnun etti. Fakat tartışılan belli başlı konulara da kendimce bir açıklama getirme hissine kapıldım.
Bane’in Joker ile kıyaslanması , Gotham City’nin fazla ‘aydınlık’ olduğu , Kedi Kadın ve Batman ilişkisi , Robin ve diğerleri…



Eleştiriler

Tim Burton’ın Batman yorumu tamamen çizgi roman çizgisinde gitmişti. Neticede animasyonların , Gotik çizgilerin ve karamsarlığın adamı olarak Tim Burton’ın –hiç sevmesem bile- bu konuda hakkını vermek gerekir. Fakat sinema uyarlamasında yönetmenin olaya gerçekçi bir bakış açısıyla iyi bir yorum katması şart. Bu noktada Nolan’ın Gotham City portresi karanlığı kaostan yakalıyor. İnsanların çaresizliği , yıkım ve anarşinin büyüklüğü , Batman’in ‘şehrini’ kurtarmak konusunda yetersiz kaldığı noktalar seyriciyi de o umutsuzluğun içine sürüklüyor. Zaten bu noktada Batman’in kostümünden araçlarına , evinden yaşam tarzına kadar her şey bizi o karamsarlığa itti.


Bane karakteri ise benim uzun yıllardır izlediğim en başarılı 2-3 Villain içinde. Elbette Joker’le kıyaslamak mümkün değil fakat böylesine içerikli ve ince işlenmiş bir filmi ‘Joker yok’ diye yorumlamak fazlaca sığ bir hareket. Buna rağmen Bane’in fiziksel şiddete meyyali , ürkütücü görüntüsü ve konuşması –en azından beni- bütün bir film boyunca gerdi.
Filmin adı The Dark Knight Rises olmasına rağmen özellikle şehrin kaosu en sık yaşadığı sahnelerde Batman’i ve hatta Bruce Wayne’i neredeyse hiç görmüyoruz.  Bu noktada filmin çok fazla karakter üzerine dağıtıldığını ve bu konuda gayet başarılı olduğunu söylememek olmaz. Keza filmin sürprizleri de bu iddiayı kanıtlıyor.

Daha fazla uzatmak istemiyorum , ilerde efsane bir seri olarak hatırlanacak bu üçlemenin finalini 1 saat bile geç kalmadan gidin ve izleyin.