16 Şubat 2011 Çarşamba

Çılgın Profesör Konuşuyor


Bir üniversitenin ilahiyat profesörü : "Sorunun odağında kadın var. Sen dekolte giyinirsen bu tür çirkinliklerle karşılaşman sürpriz olmaz. Tahrikten sonra sonucundan şikayet etmen makul değil" demiş.

Bu mantığa göre mesela kadın etek giydi ve herifin birisi buna tecavüz etti ; kadını kenara çekip "şu giydiğin hiç normal mi yani ?" diye uyarıyorsunuz. Mesela adam karısının etek giymesini hoş karşılıyor , bu durumda tecavüz edilmesini de hoş karşılamış oluyor. Çünkü dekolte giyen kadın aynı zamanda tecavüzü kabullenmiş , göze almış kadın oluyor.

Aynı düşünceyle devam edecek olursak etek , elbise , dar kot , şort vb. ismini bilmediğim çeşitli dekolte sayılabilecek kadın giysisi ( burada dekolte kavramı vücuda dair olası bir et parçasının gözükmesidir ) satışı yapan mağazalar hep tecavüz yanlısı. Hatta bu mağazaları "suça teşvik etmek" , "yardım ve yataklık" gibi suçlardan cezalandırmak bile mümkün.

İşin en önemli ve son kısmı ise psikoloji bilimi. Yani başka bir insanı istek ve iradesi dışında bir şeyi yapmaya mecbur bırakma , zor kullanma ve fiziksel/ruhsal tahribat yaratma gibi eylemleri gerçekleştiren kişiler artık direkt olarak psikolojik problemli olmuyor , çünkü bu suçun yarısı bunu yaptıkları insan olmuş oluyor. Doğal olarak mesela tecavüze uğrayan bir kişi travma yaşama şansını kaybediyor. Zaten hem etek giyip hem travma yaşanmaz , bu durumda böyle bir şey mümkün değil.


Profesör olmak güzel bir şey bu arada , hepimiz tahsillerimizi en iyi şekilde yapıp profesör olalım. Sonrasına bakarız artık.

15 Şubat 2011 Salı

Gelişme Ve Sonuçme


Şurada yazmış olduğum "yazarların olduğu dev bir platform" konulu yazımı okumadıysan oradan ufak bir bilgi edinebilir , şimdi okuyacakların için "ne diyor lan bu ?" dememek için önlem almış olabilirsin. Ol.


Konu tam olarak anlaşılmamış yahut anlaşılmış ama sevilmemiş olabilir. Bakın diyorum , çok eğlenceli olacak. Kimisi şiir yazar , kimisi futbol hakkında konuşur , birisi istatistik manyağı olur ve diğeri çok küfür eder. Bunlar güzel şeyler , hayat beraber güzel.

Diyeceğim o ki ; bu daveti iyi bir düşünüp karar verin. Ondan sonra bu iş tutar başka yerlere geliriz "ben mail atmıştım gelmedi" olmasın , hiç öyle insaf etmem, etmeyiz ( ben ve arkadaşlarım )

Şu zamana kadar bana konuyla ilgili ulaşan kişiler ( sayı ve isim vermeyerek merak unsuru yaratıyorum ) benim keyifle okuduğum , geri dönüş yaptıkları için çok memnun olduğum kişiler. Kendilerine buradan tekrar selam ediyor , teşekkürlerimi iletiyorum.


Bütün bunların dışında karate bilmediğimi ama kızınca çok sert yumruk attığımı iletir , yüreklerinizden öperspor.

Sevgiyle kalın / sevgiyle ince.

Arama Sonuçları


Blog yazılarımı yazarken neş'eli olmaya , ara sıra şiir yazmaya , bazı günler protest olmaya dikkat ediyorum ve bir emek veriyorum ama benim blog adresimi bulmak için google'a yazılan şeyler hak'kat çok garip oluyor. Örneğin bu hafta benim blogu bulan nasıl bulmuş ? Alın size o değişik istatistikler ;




Hepsini anlarım , hatta o hangi dilde olduğunu anlamadığım kelimelerle aratan adamı bile anlarım ama "sapık kadın sevişme sahnesi" diye yola çıkan ve sonunda benim blogu bulup , üstüne burada takılan adamı hiç anlamam. O adam , seninle özel konuşcam , gel.

12 Şubat 2011 Cumartesi

Düz Duvara Karşı


* Başlıyorum

* "Neredesin ?" sorusuna "dışarda" diyen insanı dövmek lazım ki içinde olduğum bir kesim , az dövmek lazım o yüzden.

* Parfüm kullanmayı sevmiyorum ama birisi alınca hayvan gibi kullanıyorum. Zaten işin temelinde parfüm almama sebebim bu , çok kullanıyorum. Mesela geçen gün sevdiceğim bana parfüm almış ama belki beğenmem diye tüp şekilnde bir örneğini getirmiş yanında. Tüp dediğim böyle içinde ince çubuk var , onu sürüyorsun boynuna. Ben bu çubukla sürme işini o kadar benimsedim ki her saniye sürüyorum. Boynum erimek üzere.

* "Promosyon" olarak verilen ürün sanki kazık atılarak araya sıkıştırılmış gibi ama "Eşantiyon" öyle gelmiyor bana. Sanki eşantiyon ürünü koyan firmanın sahibi "ulan müşteri de sevinsin , onların da yüzü gülsün" diye gönlünden kopup koymuş gibi onu oraya ama promosyon sanki "bu ürünü arada sokarız bunlar zaten anlamazlar" diye konumuş gibi , sinsi gibi adeta.

* Bilmiyorum başka kimse var mı "tanıtım" ürünlerini orjinal üründen daha çok seven benim kadar.

* Ne zaman bir yerlerde "onun aşkı bana ekstra larç" şarkısını duysam o zaman oralarda bir yerlerde bir zenci var diye düşünürüm. Bence bu şarkı zenci şarkısı , en azından mantıksal tarafı bu yani.

* Rasim Ozan Kütahyalı'nın "evet" demesi başka bir evet oluyor. Hani ne evet diyor ne "ovot" diyor ; tam olarak "eaaaat" diyor. İngiliz Ozan Kütahyalı adeta.

* "Sigara içmemeniz lazım aslında , sigara sağlığa çok zararlı" diyen bir arkadaşım oldu geçen gün ortamda. Hani yıl 2011 , 22 yaşında koca adamlar olmuşuz adam bu bilgiyi bize hayatın şifresi gibi veriyor. Var böyle insanlar , çok sıradan bir bilgiyi sırf "sizi düşünüyorum" kısvesi altında gerile gerile söyleyenler. Ha biz arkadaşın ağzına vurduk ama o ayrı.

* "Ben yaptım , siz neden yapamayasınız ?" diye kendi başardığı bir şeyi başka insanlara satmaya çalışan insan çok ayrı dayaklık , çok feci köteklik.

* "Ben yaptıysam sen çok rahat yaparsın" diyen insanın içinden yaşadığı haksız gurur , sinsi tavır çok dayaklık. Hani onun derdi kendini övmek , bağcıya şov yapmak.

* Geçen yaz çok korktuğum uçakla 3 kez seyahat etme mecburiyetinde kaldım. Çok korktuğum dediğim bildiğin "altına zçmk" kıvamında bir korku. Ha sorsan hayatında kaç kez uçakla seyahat ettin , en az 20 ama çok korkuyorum. Fakat bu yaz gerçekten tam olarak kabus olaylar yaşadım. Öncelikle Mersin'e giderken Adana uçağını "n'oluyor , düşüyor muyuz ?!" diye galeyana getirmem ve hostesi kolundan tutmam var ama esas olay bana Türk insanı olarak ne denli samimi ve net olduğumuzu hatırlattı.
Uçağa bindiğimiz an ( ben ve sevdiceğim ) yanıma oturan orta yaşlı ve çok az uçak bilgisi olan adamı esir aldım ve kendisine sürekli olarak "ya düşersek ?!" cümleleri kurdum. Bana yaklaşık olarak 30 dakika moral veren orta yaşlı ve çok az uçak bilgisi olan abi en sonunda bütün uçak korkumu bitiren şu cümleyi kurdu ; "düşersek sadece sen ölmeyeceksin". Bunu bildiğim için çok rahat bir yolculuk geçirdim ve daha sonra yaptığım uçak yolculuğum sırasında da sık sık hatırladım.

* Yanıma "çok özür dilerim" diye gelen adam beni korkutur , sizi de korkutsun. Çünkü o adam ya çok içkilidir ya da birazdan çok kabalaşacaktır. Benim yanıma en son "çok özür dilerim" diye gelen abi benden rica ettiği 1 adet sigara sonrası "ya çok pardon , çok özür dilerim" diyerek 2. sigarayı da aldı mesela.

* "500 ama sana 300 olur" diye uydurma indirimler yapan esnaf beni çok eğlendiriyor. Benim derdim adamın indirim yapması değil ; %40 civarında olacağı kesin olan indirimi bir anda yapması. Yani hani böyle biraz kıvranıp "tamam be abi 500 ama sana 450 olsun" dese öyle keyifli olmaz , zaten o fiyatın 300 olması için çok uzun ve sancılı bir süreç gerekir ama 500 bir anda 300 olunca beni alıyor bir gülme.

* "Harun Kolçak - Gülme" şarkısını "gurme" olarak söylemediysen , sen hayatı monoton yaşıyorsun demektir.

* "İşte biz o gün tükeneceğiz" - ( dükkan camında kapanıyoruz yazacak günü ima eden ürünler )

* "Yabancı dil peyniri" esprisini yapan Cenk & Erdem kral değilse kim kral olabilir ?

* Şimdilik bu kadar , sonrasına bakar'ız.

Var


Zamanı eritiyorsun sevdiceğim
Su dolu bir bardakta
Ama mafya diye bir şey var mesela
Ve pipo içen adamlar
Var

Bunun yanında elbette
Daha gülerek bakabileceğimiz
Bisiklet var mesela
Ya da sen gülerken doğan güneş var
Batı taraftan
Kıyamet gibi

Hepsini bir kenara koyalım
Bir bardak su var
Nereden bakarsan bak dolu
Ayrıca soğuk
Hava

5 Şubat 2011 Cumartesi

Bi Bakacan Mı ?


Şöyle bir şey var ;

İçinde mizah , spor , şiir , siyaset , sanat ve dahası olan bir blog düşünüyorum. Çok sayıda yazarı olan , yazarları iştah dolu ve uğraş içinde olan. Tipleri çok önemli değil yazarların , cinsiyetleri de değil.

Ben böyle düşünceler içine girince yalnız bırakılıyorum , çıkıp "olur aslında" diyen olmuyor. Bu sefer böyle mazeretler düşünmüyorum ve sizi göreve davet ediyorum. "Ben bu işi sevdim" diyen olursa buraya yorum olarak değil , bana mail olarak bunu iletiyor ve bende kendisine bol teşekkürlü bir cevap atıyorum aslında.

Bütün bunların dışında detayları iş tutarsa , yeterli sayıya ulaşılırsa anlatıyorum. Bakarsın iş büyüyor , dükkan falan açıyoruz ve ben işin en tavan yaptığı yerde paraları alıp kaçıyorum. Sonra siz artık arkamdan atıp tutarsınız ama önce şu işi bi yapalım.


Sizleri sevgiyle kucaklıyor , saygıyla bıçaklıyorum. Yaparım bilirsiniz.



mail adresi şu : sivilpenguen@gmail.com
lazım olursa diye twitter adresi bu : twitter.com/sivilpenguen

Defne Joy Foster


Defne Joy Foster...

31 yaşında , 3 yıllık evli ve 1 çocuk annesi bir insandı. 1 hafta önce televizyon yarışmasında izlerken 1 hafta sonra ölüm haberini aldı Türkiye. Hani işin "çok iyi insandı" ya da "çok severdik" kısımlarını geçiyorum , oralar farklı. 1 çocuk annesi olduğunu söylediğimiz bir insandan bahsetmek istiyorum.

Ölümü sonrası çıkan ilk haber "alkol almıştı" oldu. Alkol aldığını söylüyordu bütün haberler , tüm bir medya. Evet , alkol almıştı Defne Joy Foster ! Aman tanrım , alkol günah değil miydi ?
Peki ya evli olduğu halde arkadaşının yanında sabahlamış olması ?!

Tabi pek değerli "gazeteci" varlıklar hakkında fırsat yazıları yazmışlar hemen. Alkolün tamamen yasaklanmaya çalışıldığı , olimpiyat oyunlarında Türk sporcuların odalarına prezervatif konulmadığı , etek giyen kadınların "teşhir" ettiği iddiasıyla uyarıldığı bir yerde bütün bunları yapmak ölümü bile öldürebiliyormuş. Bunu da gördük sonunda.


Peki bunları kim yazmış , en sert kim ifade etmiş ? 1 numarada bulunan isim 70 yaşında fakat 20'li yaşların kadınlarından hoşlanan , onlarla ilişki kurmayı tercih eden Hıncal Uluç. Evet , evli bir kadın bir arkadaşında kalmaya gidemez ama 70 yaşında bir adam 20 yaşında bir kadınla ilişki kurabilir. İşte buna "işine göre etik" diyoruz. Hani "arkasından konuşmak" diye bir laf vardır ya ; işte bu o lafın son noktası. Hayatta olmayan bir insanın arkasından konuşmak , namusuna dil uzatmak , etik adı altında "iktidar havhavcılığı" yapmak.

Tabi bütün bunların yanında tecavüz suçluları serbest , tacizci hacı - hoca takımı baş tacı , canlı yayınları "kur yapma programı" haline getiren tarikat liderleri kral , 3 karısı olan adamlar müslüman.


Eğer şu son cümlede söylediklerim gibi birisi değilseniz ölmeniz bile sakıncalı , ölecekseniz sessiz sedasız -tek başınıza- ölün.



Not : Bütün bu kirli düşünceleri , kokuşmuş suratları tekrar bize gösteren Defne Joy Foster'a Allahtan rahmet , yakınlarına sabır dilerim. Teşekkürler , mekanın cennet olsun.