24 Temmuz 2013 Çarşamba

Press



* Aniden geri geldim.

* Yazları evde yalnız kalmamın bendeki etkisi çok ilginç oluyor. Mesela bu sefer kendimi abuk sabuk forumlara sardım , insanlara yorum yazıp cevap bekliyorum.

* Jay-Z'nin şah damarını kessen ölmeyebilir ama dudağını bıçaklasan kan kaybından ölür. Kesin bilgi.

* Kaya Çilingiroğlu ; yıllardır nezle gibi gezen adam.

* Evimin kapısına sürekli başka başka davulcular geliyor. Ordu gibi , orkestra gibi olmuşlar ya da arada çok çakal tipler var.

* İstersen metal müzi dinleyicisi ol ; eğer Türk kızıysan Mezdeke çaldığında oynarsın. Bunun önüne geçemezsin , genlerinde var.

* "Es vayayidi hurra , ya es vayayidi murra"

* Hepimiz ücra köşelerde Halil Sezai gibi Halil Sezai şarkıları söylüyoruz , bunu kabul edelim.

* Bir ağacın özgürlüğe doğurgan olduğunu da gördük , gam mı kalır.

* Kız arkadaşımın Amerika'lı kuzeniyle (bu başlı başına ilginç bir hikaye) her whatsapp konuşmamda ülkedeki olayları anlatıyorum. Bizim basınımızın yapmadığını ben yapıyorum , bütün yük benim üzerimde.

* İki senedir İzmir'e gidiyorum ve giderek daha uzun süreler tatil yapmaya başladım. Kendimi hafiften İzmir'e ait hissediyorum ama İzmir'de eksik bir şeyler var gibi biraz.

* "Susanlara inat , akşamlaraaaaaee inaeeeeat"

* Koca geceyi ufak bir melodi mi bölüyordu ?

* Bu kadar sıcaklaşan bir hava durumunu tarif etmek bile istemiyorum , her yer yabış adeta.

* Neyse sonra devam ederiz artık , eriyorum zira.

23 Temmuz 2013 Salı

Kukuleta



* Sel'aml'ar

* Çok uzun olmasa da bir müddettir yoktum , işlerimi halledip geleyazdım.

* Dikkat ettiyseniz Doktorlar dizisi bitmiyor , sadece kanal değiştiriyor.

* Ben bir yerden bir ürüne baktığım zaman , o ürünü satan mağaza sahibinin beni o ürünü koşulsuz şartsız satın alacakmışım gibi görmesini hiç sevmiyorum , çünkü o zaman ben çok enteresan yalanlar bulup oradan çıkmak zorunda kalabiliyorum. Bana ürünün fiyatını sorduysam fiyatını söyle arkadaşım , sert konuşturma beni.

* Boş zamanlarımda Şener Şen ve Kemal Sunal filmleri izliyorum. İki ustanın da her filmi mükemmel ama bana kalırsa Şener Şen'in son dönem , Kemal Sunal'ın ilk dönem filmleri daha başarılı.

* Şu sahneyi saatlerce izlesem saatlerce gülerim ; "Öyleyse ben gidiyim"

* Kart teslimatı için gelip kapıda bana yaklaşık 20 dakikada boyunca sosyalizm propagandası yapan bir kurye görevlisi vardı. Nerede acaba o güzel ve iyi niyetli insan ?

* Telefonla arandığım zaman bana "kiminle görüşüyorum ?" derseniz o konuşma siz kim olduğunuzu söyleyene dek , şarjların izin verdiği müddetçe devam eder.

* Türk pop müziğini bitirmek için "vicdansız" , "kalpsiz" ve "cennet" kelimelerini yasaklamak yeterli.

* "Minibüs savaşları" tarihin en stratejik mücadeleleridir.

* Reklamların cinsel içerikleri olmasına kızmıyorum ama işin rekabet boyutunun kızışmasından da korkmuyor değilim. Hatırlarsanız bir ara bir havayolu firmasının "bizimki 77 santim" diye bir reklamı vardı. Dua edin benim bir havayolu şirketim yok , cevabım ağır olurdu.

* Show Tv'nin bile gecelerini "güven pazarlama" minvalinde tiplere emanet etmesi beni şaşırtıyor. Bilhassa şu dönemlerde ortalıkta gözükmeyen adamın itelemeye çalıştığı tablet tanıtımı dönemleri çok ilginçti.

* Bir ürünün satılırken sayıları tek tek sayılarak aralara virgül işlevli "bitmedi !" konması bitmedi.

* Kızlara çok kızgınım. Hem gidip aramızdan en tekinsiz tipleri seçiyorsunuz , hem üzülüyorsunuz. N'apalım , aramızda tekinsiz olanların alnına işaret mi koyalım Soysuzlar Çetesi gibi ?

* Coni Dehep sanırım Tim Burton'dan bağımsızlığını ilan etmiş , uzun süredir ikilinin ortak bir projesini göremiyoruz.

* Atletle gezene saygım olamaz.

* "Geceden gündüze değhil deh"

* "Doğhdov Rvenoğ Parieğ" sana bir şeyler hatırlatıyordur sanırım ?

* Bence bir deterjan firmasının "Çamaşıra dost , lekelere düşman" diye sloganı olmamalı çünkü bunun her türlü pazara uyarlaması var. Aynısını bir prezervatif ya da tuvalet kağıdı üreticisi için düşünerek ne demek istediğimi anlayabilirsiniz.

* Yıllardır blog kullanırım ama şu RSS olayını çözemedim.

* Geçenlerde bir web sitesi beni yılın blogları eğlence dalında aday göstermiş ama seçmemiş. Bu acımasızlığı kınıyor ve durup dururken beni kaybeden ilan ettiğiniz için "ben zaten katılmamıştım" demek istiyorum. Çirkinleştirmeyin beni.

* Şakaydı. Önemli olan katılmak.

* Şakaydı. Önemli olan kazanmak.

* Bana her türlü şey için sivilpenguen@gmail.com'dan ulaşabilirsiniz. Her türlü dediysem herkes yerini de bilsin.

* Seni bulaca'ğam olum.

4 Haziran 2013 Salı

Gezi Parkı Rehberi

Arkadaşlar ; 

Günlerdir süren bir direnişin bilmem kaçıncı günündeyiz. Kusura bakmayın , samimiyetle söylüyorum ama artık günleri falan karıştırmaya başladım. Mesela şu an saat 02:11 olmuş ama ben sabah işe gidecek olmama rağmen uyumadım , zaten Gezi'den 1 saat önce döndüm.
İlk günden itibaren hepinizin bildiği gibi bazı hassas konular üzerinde durmaya çabaladık. Bunları hemen her akşı başında insan özellikle Twitter'dan defalarca söylememize rağmen hala daha bazı hatalara inatla devam edenler var. Dikkat etmenizi önemle rica ettiğim şeyleri sıralamak gerekirse ;

1- ASLA PROVOKASYONLARA GELMEYİN
Etrafınızdaki insanlarla konuşmak , dayanışma içinde olmak ve birlik oluşturmak elbette önemli. Fakat geldiğimiz noktada herkesin söylediğine inanmamanız gerekli. Bilhassa Gezi parkı dışında kalan alanlarda (Beşiktaş , Gümüşsuyu , Dolmabahçe vs. gibi) tanımadığınız insanların en basit tabiriyle "gazına" gelmeyin. Size "hadi saldırıyoruz !" , "polis yine geliyor hücum !" gibi söylemlerde bulunan insanları yatıştırın , olmadı oradan uzaklaşın. Zaten bu insanların hemen hepsi sizi oraya gönderip orayadan kaybolacak kışkırtıcı ya da işin içine nifak tohuma eken art niyetli insanlardır.

2- BİLGİ KİRLİLİĞİ YARATMAYIN
Hepimizin içinde bulunduğu bu ortamda zaman zaman endişelendiği , yardım etmek ve bilgilendirmek maksadıyla niteliksiz bilgileri bile paylaştığı oluyor. Günümüzde haberin ulaşma hızı hasebiyle insanlara yardım etmek için "x yerde revir kurulmuş" , "z yerde biber gazı atılmış" haberlerini bir önce paylaşma şansımız mevcut ama teyid edilmeyen bilgiler sıkıntı yaratabiliyor. Tanımadığınız ya da teyid edemediğiniz bilgileri lütfen paylaşmayın , Twitter ya da benzeri sosyal ağlardan RT etmeyin.

3- PANİK YAPMAYIN
Özellikle kalabalık gruplar içinde bulunurken 1-2 kişinin birden bire koşturmaya başlaması ve etrafını telaşa sürükleyecek sözler söylemesine engel olun. Bu gibi durumlarda insanlara "SAKİN" diye bağırabilir , panik yapmamaları için rahatlatıcı söylemlerde bulunabilirsiniz. Aksi durumda ciddi yaralanmalara kadar varabilen bir ortamın oluşması söz konusu olabilir.
Bunun yanında bu paniği siz de yaşamamaya , sosyal ağlarda hemen her yaşadığınız olumsuzluğu paylaşmamaya özen gösterin. Örneğin ufak bir biber gazı kokusunda "burası yoğun gaz altında !" diye yapacağınız bir paylaşım insanların da yanlış bilgilenmesine sebep olabilir. Neticede biber gazı yemek hiç hoş olmasa bile oraya 2-3 gün giden her insan en azından 1-2 kez biber gazı yemiştir , bunu göze alacaktır. Panik yapacak ya da bundan ötürü sıkıntı yaşayacaksanız gelmeyin , kimse sizi yargılayamaz.

4- BİRLİK OLUN
Nereye giderseniz gidin kalabalık gruplarla hareket etmeye özen gösterin. Elinizdeki her türli materyalı (ilaç , yiyecek , tıbbıi malzeme vb.) insanlarla paylaşmaya özen gösterin. Bunu zaten herkes yapıyor ama özellikle panik anlarında bunu yapabilmeniz çok önemli. Siz ne kadar sakin ve yardımcı davranırsanız iş o kadar güzel olur.

5- ÇEVREYİ TEMİZ TUTUN
Taksim'in hemen her karışı çöp poşetleriyle doldurulmuş durumda. Çöplerinizi oraya atmaya , etrafta gördüğünüz çöpleri toplamaya ve aksini yapan insanları uyarmaya dikkat edin. Biz oraya yeşili korumaya gittiysek temiz bir alan bırakmak da görevimiz.

6- KIŞKIRTICI / AYRIMCI / HAKARET İÇEREN SLOGANLAR ATMAYIN
İçinde bulunduğumuz durum itibariyle tepkili olabilirsiniz ama kimseye , hiçbir şeye tepkinizi şiddetle belli etmeyin ; buna söylemler de dahil. Orada bulunan bizler halkız ve kimsenin destekçisi değiliz. Etnik kökenlerin , renklerin , ideolojilerin ya da şahışların ayrılması gibi bir durum söz konusu olamaz. Sizin desteklediğimiz daha özel bir görüş de olabilir ama bu diğer özgürlükçü arkadaşlarınızın hoşuna gitmeyebilir , lütfen daha anlayışlı olmaya özen gösterin.

7- BELGELEYİN
Siz oraya şiddet gösterisine gitmiyorsunuz. Zaten bildiğiniz ve gördüğünüz gibi özellikle saat 19:00-00:00 arası orada bulunan insanlar hiçbir taşkınlığa imza atmıyor. Provoke eden grupları , orantısız güç uygulayan polisleri , temiz sokakları , şarkı söyleyen grupları , çimlerde oynayan çocukları fotoğraf ve videolarla belgeleyin. Belgelediğiniz bu güzel şeyler sizin oradayken yaşattığınız anılarınız , sonradan o güzel anılarınızın üstüne aniden yerleşen görüntülere sunacak kanıtlarınızdır. Akşam tedavi olmak için revire çevrilmiş bir camiyi fotoğraflar ve örneğin saatiyle birlikte paylaşırsanız , siz ordan gittikten 1 saat sonra koyulan fotoğrafa bakan insanlar neyin ne olduğunu daha iyi anlayabilirler.

8- DİRENİN , SAHİP ÇIKIN
Sabah işe , akşam onurlu mücadelelerine giden gururlu çocuklar olarak direnin , özgürlüğünüz için verdiğiniz bu mücadeleye sahip çıkın. Parkta oturarak başlayan bu eylemi bu güne kadar hiçbir şiddet eylemine bulaşmadan getiren çocuklar olarak bu mücadelenizi siyasi partilerin , kişi ya da kurumların sahiplenmesine izin vermeyin. Elbette desteği olan sanatçılar , kişiler ya da kurumlar olabilir ama bunun sizin başarınız olduğunu asla unutmayın.

9- HAYVANLARA SAHİP ÇIKIN
İnsanlar olarak canımız yanıyor ama bunu ifade ve kısmen bile olsa tedavi edebilecek yetimiz var. Fakat hayvan dostlarımızın böyle bir şansı yok. Gördüğünüz her hayvana mama vermeyi , sevmeyi , eğer biber gazı atılmış bir bölgeyse tedavi etmeyi es geçmeyin.

9- UNUTMAYIN
Bugün size yapılanı hiçbir şekilde unutmayın. Tarafsız kalan sözde sanatçıları , korkak medyayı , karar veremeyen yetkilileri , rant peşindeki siyasi partileri ve aklıma gelmeyen nicesini.

10- ARADA DİNLENİN
Biliyorum zor ama dinlenin.


Kendiize iyi bakın.

3 Haziran 2013 Pazartesi

Midem Bulanıyor


Yaklaşık 3 yıldır blog yazıyorum ama ilk kez ne anlatsam ifade edemeyeceğim bir yazıya başlıyorum şu an. Amacım bu yazının bir yerlerde yayınlanması ya da tepki çekmesi değil , sadece bu içimdeki irini dökmek istiyorum.

Gezı parkı direnine ikncş gün katıldım. Gecesinde polisin biber hazıyla müdahale etmesi beni rahatsız etmişti ve gittim. O akşam orada ne bir taşkınlık , ne bir çirkin slogan bardı. Sizi temin ederim ; sadece en doğal hakkımız olan protestomuzu -evet neredeyse başbakanın söylediği gibi- 3-5 kişi prtoesto ediyorduk. Eve gittim ve huzurla uyudum , sabah kalktığımda beklediğim gibi polis biber gazıyla parka girmişti. Oysa o polis o gün gezi parkı girişinde duruyordu , 10-12 ekip otobüsü ve çokça polis orada sadece gelen gidenleri izliyordu. O baskın sonrası oraya yine gittik ve hiçbir aşırılık yapmadık fakat polisminatla saldırmaya devam ediyordu. Başbakan açıklama bile yapmadı be biz o gece basının 1 dakika bile haber yapmadığı direnişimizde istiklal caddesi ortasından karsköy'e kadar kovalandık. Size yemin ederim karşıyı doğru düzgün bilmem bile ama o Karaköy çıkışına kadar olan yolun her santimetrekaresini ezberledim. oradaki biber gazınkokusu bile -koca bir caddeden bahsediyorum- sarmıştı. Polis kuzenimin arkada kaldığı grubun bir kısmını yakalamış ve saldırmıştı. Odakule'den gelen bu haberlerle birlikte Karaköy iskelesine gittik , yarım saat bekledikten sonra taksilerle evimize ulaştık.
O gece hiç ummadığım şekilde benim mahallem de ayaklanmıştı. Ben Bağdat Caddesi yürüyüşüne gidemedim , yorgundum.

Ertesi gün , bu kez mecburen haz maskesi ve talcid karışımlarımızla meydana gittik. Sağolsun kan emici partiler direnerek aldığımız meydanınve parkı sahiplenmişti , içim ezildi. Orada dalgalanan bayrağın CHP ya da AKP bayrağı olmasının benim ve tahmin ediyorum hiçbir özgürlükçü kardeşim için farkı yok. Neyse dedik ve yine desteğimizi vererek devam ettik. Akşamına doğru Dolmabahçe'ye doğru inip Cami bahçesinde son bir kez soluklanırken bir anda gaz bombası yedim. İnanın biber gazı olmayan bu şeyin nereden geldiğini bile anlamadan kaçmaya başladık. Nir anda bütün arkadaşlarım acı içinde koşmaya başladı , Talcid ve su karışımı doğru düzgün etki etmiyordu. O çırpınış içinde elimden geldince insana bu karışımı sıktım , inanın o insanların çaresizliğini görmek bile istemezsiniz. Tabi bu arada ikinci bir gaz daha yedik ki trafiğin kapalı olduğunu zannettiğimiz yerden bir polis arabası bu gazı atmıştı. Hali hazırda adeta can çekişen insanlara bunu yapmanın vicdani açıklamasını ben bulamıyorum , belki siz bulursunuz.

O geceyi zar zor eve dönerek tamamladık. Tani ebe giderken duyduklarımız , okuduklarımız bizi telaşlandırmadı değil. Çünkü herkes sivil polislerden , acımasız müdahale ve davranışlardan söz ediyordu. Bksraköy iskelesinden eve doğru giden yolda yine yılmadan güldük , eğlendik. Ne kimseye sataştık ne de kimseyi anlamsız yere dolduracak söylemlerde bulunduk.

Bugün ise artık tamamen temiz bir sabaha uyanan halk olarak gezi parkı yollsrına hayvan dostlsrımız , çevre temizliği ve dayanışma için gittik. Size yemin ederim yanımda gaz maskesi bile yoktu (daha önceki günler taşıdığım gaz maskesi zaten o ucuz gaz maskelerindendi) çünkü ben oraya polise bile inanarak gittim. Ne kadar büyük bir hata yaptığımı şu an saatler 3:25'i gösterirken anlıyorum. Dolmabahçe'de gördüklerim , arkadaşlarımdan duyduklarım ve okuduklsrım şu an bile içimi inanılmaz acıtıyor.  Bizim her şsrt ve koşul altında "asla şiddete başvurmayın" dememize rağmen polisin şiddeti , yetkililerin açıklamaları , medyanın haysiyetsiz tavrı artık iyice canımı yakmaya başladı. Şu dakika itibariyle tanıdığım tanımadığım yüzlerceöinsan , muhtelif yerlerde resmen ölümüne şiddet görüyor. Poşis be devlet karşıya geçişin her türlüsünü engellemiş durumda ve hiçbir şekilde yardım ulaştıramıyoruz. Daha önce Roboski ve Reyhanlı'da duyup kimilerince şüphe edlien "acaba ?" konusunu gözlerimizin önünde yaşıyoruz. Uyuyamıyorum , yemin billah uyuyamıyorum.

Şimdi sormak istiyorum ;

Bunların hesabını kim verecek ? Bu kadar şiddetin , ölümlerin , yanan yüreklerin yükü kim , nasıl alacak ? O ağaçlar kesilmeseydi , tepkimiz karşılık bulsaydı sonlanacak bu haklı mücadeleyi u hale getirenler ne zaman duracak ? İnanın bana kalsa ben bu mücadelemden ölsem vazgeçmem ama bu kadar can yanacaksa ve mevzunuz kazanmaksa ; alın siz şampiyon olun. Fakat bu kadar şiddetin bir sonu okmuyor ve olmayacak , halk haklı olduğu bir şey için ilk kez bu kadar kenetlenmişken durmayacak.
Bugün 3 maymunu oynayan , yetmezmiş gibi rolü geldiğinde devreye girip yalan haberle insanları kandıran medya nasıl hesap verecek ? Bugün Taksim'i ksrış karış temizleyen (fotoğrafları da internette mevcuttur) halkı "etrafı talan ettiler" diye duyuran bu haysiyetsiz medyanın vicdanı hiç mi sızlamayacak ? Bizim şarkılarla başlattığımız bu haklı tepkiyi bir vahşete çevirip üzerimize yıkanlar ne zaman ve nasıl utanacak ?

Şu an bütün dünya tarafından konuşulan bu direnişi kanla durdurmaya çalışan polise yeter demeyen hükümet , yangına adeta körükle giden belediye başkanları , işi kendi siyasi rantları meselesine çeviren liderler , korkak ve haysiyetsiz medya , halkına zulüm edene ses çıkaramayan ödlek sanatçılar ve dahası... Siz , bizim bütün gün direndiğimiz sokaklardan evime geldiğimizde "acaba ne oluyor orada ?" diye uyuyamadığımız sırada nasıl huzurla uyuyabiliyorsunuz ?

İnanın , o sokaklarda her türlü çirkinliğe şahit olan siz vatandaşlarım gibi yazacak , anlatacak , haykıracak çok şeyim var ama satırlar ve ifadeler yetmiyor. İzninizle biraz kusmak , biraz ağlamak ve mümkünse 3-4 saat uyuyarak uzaklaşmak istiyorum. Yarın yine o meydanlarda , o vahşete maruz kalacağımızı , çocuklarımıza "biz yaptık , aman sen yapma" diyeceğimizi bile bile. Bir gerçeğin peşinden gittiğimizi bile bile üstelik.

İyi geceler Gezi...mşdem bulanıtor

29 Mayıs 2013 Çarşamba

Eşcinsellik Üzerine Tartışan Ülke



Benim de eşcinsellik hakkında söyleyeceklerim var ;

İşin piskolojik ya da fizyolojik etkilerini konuşacak kadar donanım sahibi değilim , en fazla fikirlerim olabilir. Fakat bu ülkenin ayrışmasından , ötekileşmesinden , bir fikrin diğerini tamamiyle suçlu ilan etmesinden , zorbalıktan , dayatmadan , yasaktan , korku toplumundan bunaldım. İnsanların ne yedikleri - ne içtiklerinden cinsel tercihlerine kadar her şeyi istedikleri gibi , özgürce yaşamasını hayal ediyorum. Hemen her türlü yasağı dini temellere dayandıran ve bütün bir ülkenin dinini İslam zanneden bir yaklaşımı kabul etmiyorum. Benim hayatımın her alanına müdahele eden bir devlet için artık hiçbir şey söyleyemiyorum.

Ayrıca , her konuda olduğu gibi bu konuda da karşı tarafı tamamen öfkeyle eleştirenlerden de tiksiniyorum.


28 Mayıs 2013 Salı

Cennet Parçası


Merh'ba ;

* Benim bu bütün derdim esasında bir duygu durumu , bir uyku tulumu.

* Haklı olduğum zaman bile haksız olduğum zaman gibi. Bu benim adaleti kendime teslim etme biçimim.

* Çok şey bilip az şey söyleyenler yüzünden de geldik bu hale , bu hal ne ?

* Yeşilçam bana hiçbir şey vermediyse her şeyini vermiştir. Buna bile tapınmaya değer.

* Bir varoluş için benim söyleyebileceğim en bencilce şey başka bir yokluk olabilir.

* Seni yaşatan bir şeyler var bir yerlerde.

* Seviyorsan söylemek mecburiyetindesin.

* Sevmenin ayıpla işi olmaz , o halde katıksız sev.

* Esasında gün doğmaz , o en fazla gecenin refakati olabilir.

* Beni anlıyorsan ben de seni dinliyorum.

* Beni seviyorsan ; işte ben ona garanti veremiyorum.

* Şahsıma düşen bir cennet parçası var ; aslan payı , güneş parıltısı , kuş cıvıltısı , toprak kokusu. Seviyorum demek , kendisine hissettiklerim için en fazla bir ayyaş lakırtısı.

* Sel'ametle.

24 Mayıs 2013 Cuma

Ahlak Paydası



Türkiye'de ;

Eşini aldatırken , arkadşına yalan söylerker , yürürken birisi sana çarptı diye kavga ederken , rüşvet alırken , kaçakçılık yaparken , insanları haddin olmayan şeylerle yargılarken , adını bile bilmediğin okulun güzel kızına iftira atarken ahlaksız değilsin.

Birilerinin keyfi için alın teri akıtıp 3 kuruş kazanan emekçiyi hor görürken , etnik köken uydurması altında insanları ötekileştirirken , sokakta gördüğün zararsız bir hayvanı öldüresiye döverken , otobüs sırası bile beklemeyi beceremeyip insanları ittirip kaktırırken , dört kadınla evlenirken , yaşlı gördüğünde poşetlerini elinden almak yerine sırtını dönüp giderken de ahlaksız değilsin.

Sen ; içki içtiğin zaman , sevdiğinin elinden tutup masum bir öpücük kondurduğun zaman , etek giydiğin , aşk şarkıları söylediğin , insanları sevdiğin , saygıyı esas aldığın zaman ahlaksızsın. Yetmedi , bitmedi ; üstelik sen salaksın , enayisin , bu devirde böyle saflık olur mu dedikleri o beyinsiz de sensin.

Ortak bir ahlak paydasında görüşmek üzere.