3 Haziran 2013 Pazartesi

Midem Bulanıyor


Yaklaşık 3 yıldır blog yazıyorum ama ilk kez ne anlatsam ifade edemeyeceğim bir yazıya başlıyorum şu an. Amacım bu yazının bir yerlerde yayınlanması ya da tepki çekmesi değil , sadece bu içimdeki irini dökmek istiyorum.

Gezı parkı direnine ikncş gün katıldım. Gecesinde polisin biber hazıyla müdahale etmesi beni rahatsız etmişti ve gittim. O akşam orada ne bir taşkınlık , ne bir çirkin slogan bardı. Sizi temin ederim ; sadece en doğal hakkımız olan protestomuzu -evet neredeyse başbakanın söylediği gibi- 3-5 kişi prtoesto ediyorduk. Eve gittim ve huzurla uyudum , sabah kalktığımda beklediğim gibi polis biber gazıyla parka girmişti. Oysa o polis o gün gezi parkı girişinde duruyordu , 10-12 ekip otobüsü ve çokça polis orada sadece gelen gidenleri izliyordu. O baskın sonrası oraya yine gittik ve hiçbir aşırılık yapmadık fakat polisminatla saldırmaya devam ediyordu. Başbakan açıklama bile yapmadı be biz o gece basının 1 dakika bile haber yapmadığı direnişimizde istiklal caddesi ortasından karsköy'e kadar kovalandık. Size yemin ederim karşıyı doğru düzgün bilmem bile ama o Karaköy çıkışına kadar olan yolun her santimetrekaresini ezberledim. oradaki biber gazınkokusu bile -koca bir caddeden bahsediyorum- sarmıştı. Polis kuzenimin arkada kaldığı grubun bir kısmını yakalamış ve saldırmıştı. Odakule'den gelen bu haberlerle birlikte Karaköy iskelesine gittik , yarım saat bekledikten sonra taksilerle evimize ulaştık.
O gece hiç ummadığım şekilde benim mahallem de ayaklanmıştı. Ben Bağdat Caddesi yürüyüşüne gidemedim , yorgundum.

Ertesi gün , bu kez mecburen haz maskesi ve talcid karışımlarımızla meydana gittik. Sağolsun kan emici partiler direnerek aldığımız meydanınve parkı sahiplenmişti , içim ezildi. Orada dalgalanan bayrağın CHP ya da AKP bayrağı olmasının benim ve tahmin ediyorum hiçbir özgürlükçü kardeşim için farkı yok. Neyse dedik ve yine desteğimizi vererek devam ettik. Akşamına doğru Dolmabahçe'ye doğru inip Cami bahçesinde son bir kez soluklanırken bir anda gaz bombası yedim. İnanın biber gazı olmayan bu şeyin nereden geldiğini bile anlamadan kaçmaya başladık. Nir anda bütün arkadaşlarım acı içinde koşmaya başladı , Talcid ve su karışımı doğru düzgün etki etmiyordu. O çırpınış içinde elimden geldince insana bu karışımı sıktım , inanın o insanların çaresizliğini görmek bile istemezsiniz. Tabi bu arada ikinci bir gaz daha yedik ki trafiğin kapalı olduğunu zannettiğimiz yerden bir polis arabası bu gazı atmıştı. Hali hazırda adeta can çekişen insanlara bunu yapmanın vicdani açıklamasını ben bulamıyorum , belki siz bulursunuz.

O geceyi zar zor eve dönerek tamamladık. Tani ebe giderken duyduklarımız , okuduklarımız bizi telaşlandırmadı değil. Çünkü herkes sivil polislerden , acımasız müdahale ve davranışlardan söz ediyordu. Bksraköy iskelesinden eve doğru giden yolda yine yılmadan güldük , eğlendik. Ne kimseye sataştık ne de kimseyi anlamsız yere dolduracak söylemlerde bulunduk.

Bugün ise artık tamamen temiz bir sabaha uyanan halk olarak gezi parkı yollsrına hayvan dostlsrımız , çevre temizliği ve dayanışma için gittik. Size yemin ederim yanımda gaz maskesi bile yoktu (daha önceki günler taşıdığım gaz maskesi zaten o ucuz gaz maskelerindendi) çünkü ben oraya polise bile inanarak gittim. Ne kadar büyük bir hata yaptığımı şu an saatler 3:25'i gösterirken anlıyorum. Dolmabahçe'de gördüklerim , arkadaşlarımdan duyduklarım ve okuduklsrım şu an bile içimi inanılmaz acıtıyor.  Bizim her şsrt ve koşul altında "asla şiddete başvurmayın" dememize rağmen polisin şiddeti , yetkililerin açıklamaları , medyanın haysiyetsiz tavrı artık iyice canımı yakmaya başladı. Şu dakika itibariyle tanıdığım tanımadığım yüzlerceöinsan , muhtelif yerlerde resmen ölümüne şiddet görüyor. Poşis be devlet karşıya geçişin her türlüsünü engellemiş durumda ve hiçbir şekilde yardım ulaştıramıyoruz. Daha önce Roboski ve Reyhanlı'da duyup kimilerince şüphe edlien "acaba ?" konusunu gözlerimizin önünde yaşıyoruz. Uyuyamıyorum , yemin billah uyuyamıyorum.

Şimdi sormak istiyorum ;

Bunların hesabını kim verecek ? Bu kadar şiddetin , ölümlerin , yanan yüreklerin yükü kim , nasıl alacak ? O ağaçlar kesilmeseydi , tepkimiz karşılık bulsaydı sonlanacak bu haklı mücadeleyi u hale getirenler ne zaman duracak ? İnanın bana kalsa ben bu mücadelemden ölsem vazgeçmem ama bu kadar can yanacaksa ve mevzunuz kazanmaksa ; alın siz şampiyon olun. Fakat bu kadar şiddetin bir sonu okmuyor ve olmayacak , halk haklı olduğu bir şey için ilk kez bu kadar kenetlenmişken durmayacak.
Bugün 3 maymunu oynayan , yetmezmiş gibi rolü geldiğinde devreye girip yalan haberle insanları kandıran medya nasıl hesap verecek ? Bugün Taksim'i ksrış karış temizleyen (fotoğrafları da internette mevcuttur) halkı "etrafı talan ettiler" diye duyuran bu haysiyetsiz medyanın vicdanı hiç mi sızlamayacak ? Bizim şarkılarla başlattığımız bu haklı tepkiyi bir vahşete çevirip üzerimize yıkanlar ne zaman ve nasıl utanacak ?

Şu an bütün dünya tarafından konuşulan bu direnişi kanla durdurmaya çalışan polise yeter demeyen hükümet , yangına adeta körükle giden belediye başkanları , işi kendi siyasi rantları meselesine çeviren liderler , korkak ve haysiyetsiz medya , halkına zulüm edene ses çıkaramayan ödlek sanatçılar ve dahası... Siz , bizim bütün gün direndiğimiz sokaklardan evime geldiğimizde "acaba ne oluyor orada ?" diye uyuyamadığımız sırada nasıl huzurla uyuyabiliyorsunuz ?

İnanın , o sokaklarda her türlü çirkinliğe şahit olan siz vatandaşlarım gibi yazacak , anlatacak , haykıracak çok şeyim var ama satırlar ve ifadeler yetmiyor. İzninizle biraz kusmak , biraz ağlamak ve mümkünse 3-4 saat uyuyarak uzaklaşmak istiyorum. Yarın yine o meydanlarda , o vahşete maruz kalacağımızı , çocuklarımıza "biz yaptık , aman sen yapma" diyeceğimizi bile bile. Bir gerçeğin peşinden gittiğimizi bile bile üstelik.

İyi geceler Gezi...mşdem bulanıtor

29 Mayıs 2013 Çarşamba

Eşcinsellik Üzerine Tartışan Ülke



Benim de eşcinsellik hakkında söyleyeceklerim var ;

İşin piskolojik ya da fizyolojik etkilerini konuşacak kadar donanım sahibi değilim , en fazla fikirlerim olabilir. Fakat bu ülkenin ayrışmasından , ötekileşmesinden , bir fikrin diğerini tamamiyle suçlu ilan etmesinden , zorbalıktan , dayatmadan , yasaktan , korku toplumundan bunaldım. İnsanların ne yedikleri - ne içtiklerinden cinsel tercihlerine kadar her şeyi istedikleri gibi , özgürce yaşamasını hayal ediyorum. Hemen her türlü yasağı dini temellere dayandıran ve bütün bir ülkenin dinini İslam zanneden bir yaklaşımı kabul etmiyorum. Benim hayatımın her alanına müdahele eden bir devlet için artık hiçbir şey söyleyemiyorum.

Ayrıca , her konuda olduğu gibi bu konuda da karşı tarafı tamamen öfkeyle eleştirenlerden de tiksiniyorum.


28 Mayıs 2013 Salı

Cennet Parçası


Merh'ba ;

* Benim bu bütün derdim esasında bir duygu durumu , bir uyku tulumu.

* Haklı olduğum zaman bile haksız olduğum zaman gibi. Bu benim adaleti kendime teslim etme biçimim.

* Çok şey bilip az şey söyleyenler yüzünden de geldik bu hale , bu hal ne ?

* Yeşilçam bana hiçbir şey vermediyse her şeyini vermiştir. Buna bile tapınmaya değer.

* Bir varoluş için benim söyleyebileceğim en bencilce şey başka bir yokluk olabilir.

* Seni yaşatan bir şeyler var bir yerlerde.

* Seviyorsan söylemek mecburiyetindesin.

* Sevmenin ayıpla işi olmaz , o halde katıksız sev.

* Esasında gün doğmaz , o en fazla gecenin refakati olabilir.

* Beni anlıyorsan ben de seni dinliyorum.

* Beni seviyorsan ; işte ben ona garanti veremiyorum.

* Şahsıma düşen bir cennet parçası var ; aslan payı , güneş parıltısı , kuş cıvıltısı , toprak kokusu. Seviyorum demek , kendisine hissettiklerim için en fazla bir ayyaş lakırtısı.

* Sel'ametle.

24 Mayıs 2013 Cuma

Ahlak Paydası



Türkiye'de ;

Eşini aldatırken , arkadşına yalan söylerker , yürürken birisi sana çarptı diye kavga ederken , rüşvet alırken , kaçakçılık yaparken , insanları haddin olmayan şeylerle yargılarken , adını bile bilmediğin okulun güzel kızına iftira atarken ahlaksız değilsin.

Birilerinin keyfi için alın teri akıtıp 3 kuruş kazanan emekçiyi hor görürken , etnik köken uydurması altında insanları ötekileştirirken , sokakta gördüğün zararsız bir hayvanı öldüresiye döverken , otobüs sırası bile beklemeyi beceremeyip insanları ittirip kaktırırken , dört kadınla evlenirken , yaşlı gördüğünde poşetlerini elinden almak yerine sırtını dönüp giderken de ahlaksız değilsin.

Sen ; içki içtiğin zaman , sevdiğinin elinden tutup masum bir öpücük kondurduğun zaman , etek giydiğin , aşk şarkıları söylediğin , insanları sevdiğin , saygıyı esas aldığın zaman ahlaksızsın. Yetmedi , bitmedi ; üstelik sen salaksın , enayisin , bu devirde böyle saflık olur mu dedikleri o beyinsiz de sensin.

Ortak bir ahlak paydasında görüşmek üzere.

15 Nisan 2013 Pazartesi

Haydi Şuradan !


Seaml oçuklra ;

* Harflerin farklı yazılmasının algıyı bozmadığına dair bir araştırma yapılmıştı ya bi ara , maillerimize yağıyordu. Bence yalandı bu ama neyse hatırlatayım dedim.

* Benim için "Ragga Oktay'ı sevmek" bir insanı değerlendirebileceğim bir kriter. Bence Ragga Oktay çok sempatik bir adam ve yaptığı her işi de sempatik yapıyor. Şarkılarında bazen arada bazı cümleleri sallıyor gibi geliyor ama neyse artık , o kadar olur.

* Mesela şu dizi müziğini saatlerce dinleyebilirim.

* Daha önce söylemiş olabilirim ama "bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim" söylemini çok yanlış anlamıştım ben. Burada dilimizin değeri de ortaya çıkıyor çünkü benim gibi insanlar bunu şöyle algılayabiliyor ;

- Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyliyim
+ İsmail
- Evet , arkadaşın İsmail
- Doğru

* Amerika'dan görüp aynen özendiğimiz en saçma şey Rap kültürü. Adam zencisiyle beyazıyla , Doğu yakasıyla Batı yakasıyla bir mücadele veriyor , sen kalkmış "Anadolu yakası - Avrupa yakası" diye ortalıkta döner bıçaklarıyla dolaşıyorsun. Pis.

* Modern insanla ilkel insan arasındaki yegane fark takım elbise. Yoksa ateş yakıp otu böceği yiyen adamın bizden daha vahşi olması akıl işi değil.

* Bir insan diğerine "feyzbuk'un var mı ?" diyor ama daha acısı diğeri ona "var" diye cevap veriyor. Bu soruya olumlu cevap verecek tek insan Mark , herkes haddini de bilsin.

* PSY'nin yeni şarkısını dinledim ve kendisinin tam bir çakal olduğuna kanaat getirdim. Sırf tuttu diye aynısının biraz farklısı şarkı yapmış , klip mantığı zaten aynı.

* Algıyla alakalı en büyük örnek "buğulu cam" örneğidir. Nerede buğulu cam görsek hemen aynı tepkiler.

* Her devirde insanların daha önceyi özlemle hatırlaması konusu çok enteresan. Ben 90'ları özlüyorum , benden yaşça büyük olanlar 80'ler diyor , daha büyük olanlarımız 70'ler için övgü dolu sözler söylüyor. Bence herkesin havası dişi geçtiğine , yemin ediyorum bu böyle bi olay.

* Tag'lere Arif , Manchester ve Gol kelimelerini yazdım ki o golü ararken buralara gelerek iyice şok olun.


Buralarda olmayı unutmayalım.

26 Mart 2013 Salı

10 Adımda İş Görüşmesi

İş görüşmesine gidecek ve bu konuda tecrübesiz olanlara tavsiyelerim var. Üstelik bu dev hizmeti görsellerle de destekleyerek vücut diliniz konusunda da öneriler suna'zaam ;


1- Görüşme bölgesine (çatışma alanı) girdiğinizde olabildiğince rahat olmaya çalışın. İlk tokalaşma esnasında "aman abim n'aber ya canım abim" dediğimiz biçimde vücudun belden kıvrıldığı , hafif yancı ama çok fazlaca silik tokalaşma metodunu uygulamayın. Bunun yerine belinizin dik konumda olduğu yöntemi tercih edin. Bu konuda Sırbistan ya da Kosova liderlerinden hangisi olduğunu bilmediğim ama solda olan liderin taktiği güzel. Ben size söyliyim , o arada ülkeyi bile alabilirdi o güvenle ;



2 - Tokalaşmayı başarıyla tamamladığınızı umut ederek ikinci kısıma geçiyorum ; oturma. Oturacağınız koltuk ya da benzeri nesnenin cansız olmasının önemini vurgulamak bile istemiyorum. Diyelim koltuğa oturacaksınız , oturmadan önce tuvalete oturur gibi eğilmeyin. Tabi size babanızın koltuğuna oturur gibi cup diye koltuğa atlayın da demiyorum ama bunun arasını bulmak çok önemi. Koltuğa oturmadan önce gücünüz yetiyorsa koltuğu kendinize doğru çekin. Elbette bu koltuk iki kişilik falansa Barbar Konan gibi koltuklara asılmayın. Misal şöyle olabilir ;



3- Koltuğa ya da sandalyeye de oturduğunuza göre en önemli aşamaya geldik : giriş konuşması.

Bunu siz değil karşı taraf yapacağı için bu noktada sizin vücut dilinize hakim olmanız gerekiyor. Genel olarak aşağıda paylaştığım fotoğraftaki ikinci surat ifadesini kullanmanız gerekirken , ender bile olsa yapılan şakalara ilk surat ifadesiyle gülmeniz yararlı olacaktır ;


Unutmayın ki Cristian Bale de Nolan'dan Batman serisinde başrolü böyle kaptı.


4- Konu elbette maaş beklentisine gelecek. Bu noktada size en yardımcı olacak surat ifadesini hayata geçirdikten sonrası kolay ;


Şimdi istediğiniz ücreti söyleyebilirsiniz.


5- İş görüşmelerinin bana göre en mantıksız fakat iş sahiplerince en gerekli görülen kısmı "kendinizi x sene sonra nerede görüyorsunuz ?" kısmıdır. Burada vereceğiniz cevap ve takınacağınız vücut dili ,  x'in değişkenliğiyle sabit olmakla birlikte hayati önem taşıyor.

Şayet size 5 yıl sonrasını sorarlarsa bu ; 



10 yıl sonrasını sorarsa bunu uygulayabilirsiniz ; 



Son olarak ; görüşmeden çıkarken gülümseyerek görüşmek üzere demeyi ve şirket sınırlarının çok uzağına gidene dek telefonla konuşmamayı unutmayın. Kapıdan çıktığınız gibi yalandan telefona sarılmanız sizin ne kadar kolpa bir insan olduğunuz konusunda bilgi verecektir. Buna ek olarak işverenlerin görüşmeye gelenleri camdan izledikleri bilgisini de unutmamak lazım , maymun gibi kalmayın ortada.



Sivilpenguen A.Ş sundu.

Ustalara Saygı - Yeşilçam


Yeşilçam efsanelerimizi hatırlayan ve hatırlatma gayesinde olan, ailenizin Yeşilçam bekçisi Sivilpenguen gururla sunar ;



En derin sevgilerimle.