17 Kasım 2010 Çarşamba

Seninki Kaç Santim ?



Dünya yok oluyor , eriyor , bitiyor. Olmasın , böyle olmasın en azından demek anlamında.


Peki seninki kaç santim?

14 Kasım 2010 Pazar

Düşününce Şöyle Olabilir Aslında


Yazaragua ;


* "İlk kanı onlar döktü" diye katliam yapan bir Rambo var. İşte bu "Rambo Kafası" ile yaşayan çocuklar "o benim misketimi çalınca kafasına taş attım" deyu çıkıp geliyorlar. Bunların önüne geçmek lazım bence.

* Terminatör filminin hatırlamadığım bir serisinde başka bir gezegenden ( terminatör'ün memleketi ) gelen bir robot vardı , tam robot mu bilmiyorum ama. Bu robot istediği şekile girebiliyor olmasına rağmen Terminatör bunun kusura bakmayın ama .mna koydu adeta. Sonra angut gibi el sallaya sallaya gitti terminatör , o ayrı. Bence bu gerizekalı robot o kadar uğraşana kadar "Şahin K" olsaydı , gidip terminatör'e "n'apıyorsun .mna koduuum ?" diye keh keh gülseydi , ah bi gülseydi.

* "İstanbul'dan kız mı alınır ?" diye bile şarkı var , bunu bile yaptılar.

* Bizim ünlüler ara ara coşuyor ama coştumu tam coşuyor. Bir ara kim olduğunu hatırlamadığım bir kadın şarkıcı "ben kocamın ayaklarını yıkarım , sonra o suyu içerim" demişti. Şimdi sen böyle dersen ben "bunun derdi üzüm yemek değil , ayak suyu içmek" derim , hiç kusura bakma ismini hatırlamadığım şarkıcı.

* Bi arkadaş bazen gelip "yarın bi planın var mı ?" diye soruyor , hep yapıyor bunu. Sonra bi arıyor "benim işim çıktı abi daha sonra bi şeyler yapalım" diyor. Dikkat ederseniz ben bu adamı hiç muhattap almıyorum , hiçbir cevap vermiyorum ama bu adam sürekli kendi kendine plan yapıp kendi kendine iptal ediyor. Hayır iptal ederken sor bari , yok onu da yapmıyor.

* "Açık çek" tam olarak nasıl bir şey bilmiyorum ama tahmin ettiğim kadar açık olması benim aklımı zorluyor , ürkütüyor. Mesela çok zengin adamlar "al açık çek , istediğin fiyatı sen yaz" diyor ya ; ben olsam yine bi tereddüt ederim "acaba çok yazar mı lan ?" diye. Sonuçta çok zengin olabilirsin ama karşı tarafta çok yüzsüz olabilir. Hani "ulan adam büyük şekil yaptı ben en iyisi 100 bin tl yazayım" dese neyse ama ya "şimdi zktm belanı" zihniyetine mensup birisi olursa. Zaten o dakikadan sonra "aa hacı bizide düşün o kadar yazılır mı meh meh" diyen zenginin .mna koyim affedersiniz.

* Bence arap , yağı değil .şşağı bol bulduğu için çok sürüyor , yorum farkı tabi.



Durumlar böyle , kaçaragua.

10 Kasım 2010 Çarşamba

Kırk Yapar Aslında


Devlet West - Sen Cücük Dersen ( Amazing Mix ) blog müziği oldu , oradan gayet dinlenebilir. Gerçi bunu okuyan kişi %99 parçayı da dinliyordur , otomatik açılıyor zira.

3 Kasım 2010 Çarşamba

Hiç Komik Değil


Yine beraberiz ;


* 500 Bin Tl kazanmayı düşünüyorum , öyleyse varım.

* Bir Türk , uzaylıdan bahsederken "Alien" diyorsa o Türk dayağı hak ediyordur. Ver edin sopayı.

* İngilizce çok garip bi dil , alien yazıyorsun elyın diye okunuyor. Tabi aslında bu onların değil bizim garipliğimiz. Ben geçen gün ingiliz komşulara -sırf insanlık olsun diye- hal hatır sormaya gittim. Kapıyı çaldım , bu ingilizlerin yaş olarak en büyüğü kapı gözetleme şeysinden baktı uzun uzun , "kimsi ?" dedi. Hayır benim Türk olduğumu anlıyorsun , 3 yıllık komşunum , ne zkime bana "kimsi ?" diyorsun ! Üstelik "kimsin" bile değil , "kimsi ?". "Ebenin .mısı" diyip gittim. Bi daha da gitmem zaten.

* Ben sahip olduğum cansız nesneleri çok sevebiliyorum. Mesela geçen gün mouse pad aldım , bir tutuldum ben bu mouse pad'e ; sanırsın mouse pad değil nikahlı karım. Kimse baksın istemiyorum , birisi alıp gider diye korkudan ağlayasım geliyor. En sonunda baktım bu böyle olmayacak , bıçakladım mouse pad'ı 5 yerinden. Süngeri varmış içinde , o böyle çıkınca dışarı bi gözlerim dolar gibi oldu ama şimdi iyiyim.

* Mouse Pad diyoruz ama Apple bi gün onu da alır , olur sana dokunmatık mouse pad.

* Bazı insanlar hayatı çok rahat yaşıyor. Geçen gün bir arkadaşımı kız arkadaşı terk etmiş , bu perişan halde beni aradı. Benden önce aradığı diğer arkadaşı , ben ve bu terk edilen buluştuk bir mekanda. İlk başta bu yine iyi gibiydi ama bu anlattıkça ve bu diğer çağırdığı çocuk konuştukça çekilmez bir ortam oluştu. Mesela bu terkedilen "abi bi de zaten hep yalan söylüyordu" diyor , diğer herif "olum bunların alayı şerefsiz" diye basıyor damgayı ; bu mesela "abi zaten doğum günlerinde ben buna dünyanın parasına hediye alırdım o bana hep ucuz şeyler alırdı" diyor , diğer basıyor "bunlar hep para yer zaten" diye tespiti. En sonunda baktım bunlar gidip kızı dövecek boyuta geldi , dedim "senin hiç mi suçun yok şerefsiz ?!". Demez olaydım , bu başladı ağlamaya. Gece bu şekilde sürüp gitti , sabaha karşı mekanı terk ederken baktım bu diğer gelen çocuk "param yok ehehe" demeye başladı. Buna bi ver ettim sopayı ki öyle böyle değil. Meğerse kız arkadaşına doğum günü için ipod almış , ondan parası yokmuş.

* "Bi sen akıllısın he mi ?" diyen insanı çok pis döverim ben , açık konuşuyorum.

* Bir insan diğer bir insana "aklın varsa kaç olum" der mi ? Diyor. İşte ben bu manasız cümleyi nereye koyacağımı bilmiyorum. Hani yardım desen değil , tehtid desen değil.

* Pisa kulesini sırf "birileri kendi yamultmuş gibi şaşırtmalı fotoğraf çeksin diye" o şekil şemale soktuklarını düşünüyorum bazen. İnsanlık ayıbı.



Olaylar şimdilik böyle , behlül koçero.

25 Ekim 2010 Pazartesi

Özcan Nigga Deniz


Senin afro saçların
Yalan mı yalan mı ?
Nigga aksesuarların
Yalan mı yalan mı ?
Gençliğin Bronx tadı
Yalan mı yalan mı ?
Değil tabi

22 Ekim 2010 Cuma

Maç Mı Ben Mi ?


Erkek ve Kadın üzerine , maç odaklı çok önemli 3 olay , örnekli ;


1 - İddaa oynarken :
Erkek - Erkek : Abi bu maçı yazmayalım , Wolfsburg içerde gol atamıyor hem Dzeko sakat
- Doğru diyorsun abi

Erkek - Kadın : Hayatım Parma ile Lazio oynuyor
- Parma
E Parma sonuncu ?
- Parma'nın adı güzel
Adı mı gol atıcak lan !

2 - Maç izlerken :

Erkek - Erkek
: Bu maçı da alamazsak zkrler öyle işi artık
- Kulübü basarım lan !

Erkek - Kadın : Bu maçı alalım başka bir şey istemiyorum
- Aşkım bu maçı alırsak sinemaya gidelim mi ?
He hee tamam , alırsak gideriz
- Söz verdin bak. Hadi "bizim" takım !


3 - Maç Vakti , Stad Günleri :

Erkek - Erkek : Biletleri aldın mı lan ?
- Almaz mıyım olum ! 150 tl verdim bunlara , can bunlar !
Aslansın be !

Erkek - Kadın : Hayatım bugün görüşemeyebiliriz , maç için erkenden stad'ın oraya gidicem
- Allah o maçın belasını versin !
Bak bela okuma çok önemli maç bu !
- İnşallah "yenilirsiniz" !
Hani biz idik ?
- Sinema yoksa "biz" de yok




Maç önemlidir , izlenir , gidilir. Maç can , maç ciğer.

21 Ekim 2010 Perşembe

Anlattığın Dinleyen Ne Kadar Anlarsa O Kadar


Yazmayayım dedim , olmaz dedim sonra kendi kendime. Çok sinirlendiğim , pek can sıkıcı bir haber ile başlayan koca gün hala devam ediyor. Bitmeden yazmam gerek , kurtuluş yok.



Futbol...Basit oynanır , basit oyundur çünkü. Futbol , 11 kişi ve diğer 11 kişi arasında bir top vasıtasıyla oynanır. Kale vardır , büyükçe 3 direk ve ortasından geçince top "gol" olur. İşte o golü rakibinden fazla atan daima kazanır , daima başarılı olur. Bu kadar basit aslında , top oradan geçecek...

Peki futbol bu mudur gerçekten ? İşin içine endüstri kavramı girdiğinden beri ; altyapı , stad , astronomik paralar ve transferler , milli takım kavramı ve daha pek çok şey. Futbol sadece 6 harf ile ifade edilebilir mi ? Futbol ?


Neden buradan aldım yazıyı ? Direkt olarak istediğim yere gelip "Rijkaard'ı kimse anlamadı" diyemez miydim ? Diyemezdim , diyemezdim çünkü iş ne sadece Rijkaard ne sadece Futbol.


Türkiye enteresan ülke , hisli ülke Türkiye. İnsanlar duygularını kullanan ve onları sevindiren/üzen insanları dikkate alırlar daima. Türkiye "şimdiki zaman" ile çalışır ve kimse bize "gelecek" hakkında bir şey öğretmez edebiyat sayfalarında. Hep şu söylenir ; "geçmişini bilmeyen geleceğini bilemez". Peki bugünü hep dün gibi yaşayan geleceğini şekillendirebilir mi ?


Galatasaray Türk futbolu için kabul edin/etmeyin , daima lokomotif görevi görmüştür. Avrupa kupaları , futbolcu yapısı , teknik heyet kavramı ve en önemlisi altyapı. Galatasaray'da ne Beşiktaş ne Fenerbahçe tarihi boyunca olmayan şeyler vardır ; 14 sene şampiyonluk hasreti , 100. yılını şampiyon tamamlayamamak , ezeli rakibine karşı deplasmanda uzun yıllar galip gelememek gibi. Peki bunlar iyi midir , iyiye işaret midir ? Kimisi hayır der kimisi evet ama bunlar Galatasaray'ı yıllar yılı Türkiye'nin en başarılı futbol kulübü yapan temel taşlardır. Galatasaray hiç bugünü düşünmez , hep gelecek için plan kurar. Fatih Terim çıkıp gelir , başarısız geçen bir dönemin sonunda "her şey güzel olacak" der ve ardından eşsiz başarılar kazanılır. Bunları bilmeyen yoktur , o 4 seneyi duymayan kalmamıştır. Yahut Uefa Kupası...

İşte Galatasaray böyle bir camia idi , idi. Bundan çok kısa bir dönem önce -ki bu rahmetli Özhan Canaydın'ın gidişine tekabül eder- başlayan çarpık bir "sığınma" politikası koca bir Galatasaray dönemini bitirme noktasına getiren , gerileme dönemini başlatan hareket olmuştur. Evet , Adnan Polat yönetimi ile başlayan bu süreç Galatasaray'ı vasıfsız futbolcular ve sabırsız yöneticiler ile dolduran süreçtir. Doğal olarak isyan eden bir taraftar ve sürekli düşen bir grafik. Basın yazar , bakmayın onların dediklerine. O gördüğünüz ve bugün "tek koz" olarak ayakta duran Seyrantepe bir Adnan Polat değil , Özhan Canaydın emeği. Bugün artık elinde hiçbir koz kalmayan Galatasaray yönetimi tarafından "oyuncak" edilen o koca stad olmasa bu yönetim dönüp "ama şu var" diyecek hiçbir şey vermedi Galatasaray'a.

Madde madde yazmak gerekirse ;


* Arkasında durulacağı defalarca söylenen Frank Rijkaard , Kadiköy'de oynanacak bir Fenerbahçe derbisi öncesi kovuldu

* "Küçük Real Madrid" gibi anlamsız bir sıfat altında kurulan Galatasaray kadrosu ; top becerisi düşük ve disiplin seviyesi yerlerde oyuncularla donatıldı

* Transfer çalışmaları hep gizlilik ve nihayetinde başarı ile sonuçlanan , genç ve taraftarın hayran olduğu Haldun Üstünel istifa etmeye zorlandı , yerine Adnan Sezgin getirildi

* Türkiye 1. Futbol Ligi 8. haftası bittiğinde Galatasaray 4 galibiyet 4 mağlubiyet alarak 9. sıraya yerleşti

* Taraftar isyanda , sportif bir başarı olmadığı gibi diğer alanlarda da hiçbir gelişme yok

* Diğer branşlar içler acısı duruma geldi


Bütün bunların yanında Adnan Polat "gerekirse fenerbahçe maçına teknik direktör olmadan çıkarız" diyerek son damlayı boşalttı.


Peki Rijkaard ? Bu adam neden geldi , neden gönderildi ?

Geldiğinde "devrim" diyerek getirilen bir adam , giderken "gidişi devrim" olarak nitelendirilen bir adam haline nasıl geldi ? Anlatıyorum ;


Dünya'nın en iyi aşçısına gidip şöyle diyorsunuz ; "bana mükemmel bir pasta yap". Aşçı size "un" soruyor ; kalitesiz olanı veriyorsunuz , "toz şeker" diyor küp şeker veriyorsunuz , "çikolata" istiyor siz "yok" diyorsunuz , "bari krema ver" diyor siz "tarihi geçmiş ama al bununla yap" diye geçiştiriyorsunuz. Pasta bitiyor , ilk çatalı aldıktan sonra tükürüyorsunuz ve "sen bu işi yapamadın hoca" diye kovuyorsunuz adamı. Kusura bakmayın ama sizin niyetiniz pasta yemek değil , pastayı satmak. Sattınız , biz de yedik , aşçı iyi diye yedik. Şimdi pasta yapmasını bilenler , işi biraz olsun anlayanlar sebebin aşçı olmadığını anlar.



Güle güle Aşçı , en iyi pastanı yaptığın zaman bize de bir çatal ayırman dileğiyle.