4 Eylül 2011 Pazar

İhtiyaç


"Bu bir mahkumiyet yazısıdır , baştan uyarmak isterim"



Özlemlerinizi dudaklarından öpmek gibidir beklenti , sıcak bir ümit taşır kısadan. Bazen , sırf öyle olsun istediğiniz için "öyleymiş gibi" yapabilirsin mesela.
Bazen , korkularını yaşadığını hisseder ve içinde bulunduğun zaman diliminden sıyırmak istersin etini. Çünkü sen artık o korkuların içinde , öfkenin bir adım gerisindesindir. Söyledim mi bilmiyorum ama korkular öfkeleri doğurur. Bu hep böyle olmuştur.

Bütün bir hayatımızı duygularımız yönlendirmez elbette. Mesela bazen materyaller yön verir yaşadıklarımıza , yahut duygularımızı materyaller yönlendirmeye başlar hayatımızın çok alakasız bir noktasında. Hiç planda yokken içtiğimiz bir bardak limonata , hiç gereği yokken ettiğimiz bir küfür değiştirebilir bütün haleti ruhiye mevsimimizi. İşte o zamanları "kader" diye adlandırır insan ve aslında bunun kendisiyle hiçbir alakası yoktur.


Ve bazen , sırf özlediğimiz için ihtiyaç duyarız susmaya. Susarız elbette , ihtiyacımız olduğunca.

2 Eylül 2011 Cuma

Connected2.me ve Diğerleri


İnternet değişik bir mecra , farklı bir olay. İnsanların yaşadığı anlık ya da dönemsel yalnızlıkları gidermek için kullanabildikleri gibi daha farklı faydalar da sağlayabilecekleri bir yer.

Buna bağlı olarak ortaya çıkan çeşitli siteler internet kullanıcılarının ilgisini çekebiliyor. Örneğin bir chatroulette beklenen ilgiyi göremezken bir formspring için aynısını söylemek mümkün değil. Bugün interneti sosyalleşmenin içinde bulunduğu siteler dahilinde kullanan ağırlıklı kesiminin ilgi gösterdiği formspring'de , insanlara soru sorabildiğiniz gibi size sorulan sorulara cevap verme şansınız doğuyor.
Peki bu birbirinden farksız siteleri ayıran , "abi facebook güzel ama şu site tam ergen işi" dedirten şey nedir ? İnsanlar neye göre bu ayrımı yapıp böyle bir yargıya varıyorlar ?


Bunun için benim incelemeye aldığım site connected2.me isimli anonim chat sitesi.

Bugün yaşı 22 ve üzeri olan hemen herkesin bildiği , eskilerin efsanesi Mirc'in doğumundan bugüne gelinen süreçte alınmış yolun resmi olan bu sitede olay şu ; size ait olan sayfaya giren diğer kullanıcılar sizinle anonim olarak konuşuyor. Siz onların kim olduğunu bilmeden , onlar ise sizin kim olduğunuzu bilerek (eğer bir yerden link alarak geldilerse) konuşuyorsunuz.
Şahsi fikrimce buraya kadar hiçbir sorun yok. Zira insanlarla konuşmak , bir şeyler paylaşıp eğlenmek gayet normal. Fakat insanların kafasına yerleşen "bu çok ergence" düşüncesi yüzünden bu ve benzeri siteler için farklı bir bakış açısı oluşuyor.
Bugün twitter , facebook gibi dev kuruluşların ekmeğini yediği (örneğin gsm operatörlerinin kampanyalarından bu sitelerden bahsetmesi) siteler insanlar tarafından normal olarak nitelendirilirken , anonim bireylerin işin içinde olduğu siteler tam tersi şekilde değerlendiriliyor. Bunun en basit örneği ekşi sözlük kullanıcıları tarafından açılan "sözlükçülerin connected2.me sayfaları" başlığında yazılan entryler. Neredeyse hepsinin bu siteye üye olmasına rağmen yine neredeyse hepsinin bu sayfalarının linklerinin verme biçimleri aynı ;

"eksik kalmayayım dedim" , "komik bi' şey galiba , geldik" , "herkes kullanınca merak ettim" , "ilk kez üye oluyorum ama çok uzun sürmez sanırım"

Peki neden ? Yani madem bu kadar fuzuli görüyorsun neden oradasın ? O linki verirken bir açıklama yapacak kadar borçlu hissediyorsan neden bu eziyeti yaşıyorsun ? Hadi hepsini geçtim , sen onu yazınca insanlar "aaa aslında istemeden üye olmuş , çok cool" mu diyecek ?


Bütün bunların sebebi bu siteleri kullanan insanların esas niyeti ve temelinde interneti kullanma biçimleri. Oysa insanlar oraya eğlenmek , bir şeyler paylaşmak ya da normal bir arkadaşıyla geçirdiği gibi sohbet ederek zaman geçirmek niyetiyle girse bu problemler hiç olmaz. Çünkü sizin hiçbir zaman görmediğiniz ve belkide göremeyeceğiniz bir insanla , sevdiğiniz yahut hakkında hiçbir şey bilmediğiniz bir konu üzerine konuşmak kadar keyifli bir şey olamaz. Şahsi fikrim bu tip sitelerin insan gibi kullanıldığı sürece çok mantıklı seçenekler olabileceği. Bunu söylemekteki sebebim ise daha önce internet sayesinde tanışıp çok sevdiğim , bilgi birikimi fazlasıyla yeterli olan insanlara tanışmış olmam. Zaten diğer insanları elemek ve onlarla iletişiminizi kesmek sizin elinizde , aynen hayatınızda olduğu gibi.


Özetle ; bu tip siteleri "ergenler kullanıyor abi çok saçma yea" diye görmek ve bu tip imkanları böyle saçma bir duruma terk etmek insanların kendi yarattıkları bir durum. Bunun yerine oralara üye olarak insanlarla adam akıllı sohbetler edebilir , bilmediğiniz şeyler öğrenebilir ve keyifli zaman geçirebilirsiniz.

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Özetle


* Reha Muhtar'a gözümün önünde 30 kişi saldırsa "yaa ayıptır durun" demem , görmemiş gibi yapar uzarım mekandan.

* "Çektiysen kahrımı - helal et hakkını" diyor Niran Ünsal. Demek ki o da içten pazarlıklı , hafif "heh durum eşitlendi ohh" diyen bir insanmış.

* Durumundan sürekli şikayet eden ama o durumdan asla vazgeçmeyen insanlara "ünlü" denir. Mesela bu insanlara sorsan ilgiden çok sıkılıyorlar , dışarı çıkamıyorlar ama 2 dakika tv'ye çıkma desen canından can almışsın gibi olur. Samimiyetsiz , sinsiler sizi.

* İnternetten ünlü olan insan 3G ile gezsin arkadaş , ne olacağı belli olmaz.

* Gökten Coca Cola yağsa bana Le Cola düşer yemin ederim.

* Kayahan ve o şarkısı ; Sarı saçlarından sen suçlusun. Bildiğin kuaföre tonla para harcadığı için trip yiyen bi kadın var orada.

* Ben eğer Türk isem elbette benim için Çin , Tayland , Japonya ve hatta Kore vatandaşı bir olacak arkadaş. Hepsinin gözler aynı neticede.

* Dünyanın herhangi bir yerinde bir çatışma varsa orada A.B.D de vardır , binlerce ölü de olacaktır. Alın size dünya siyasetinin dev özeti.

* "Kulağını deldiren çocuğun gerilimi : Babam ne diyecek ?" - Bu film tutar.

* Hadi ben kaçtım.

14 Ağustos 2011 Pazar

Souness Bayrağı Diktiğinden Beri


Galatasaray teknik direktörü Graeme Souness , dev Galatasaray bayrağını Şükrü Saraçoğlu'nun tam ortasına , kalbine saplıyor ve hikaye başlıyor...


Bugün ( 14 Ağustos 2011 ) fenerbahçe'nin bir taraftar grubu ( sanırım kendilerine "12. adam" diyorlar ) fenerbahçe'nin "gücünü" , daha önce yaptıkları "sayısız fetih" gibi beyoğlu'nu da feth edeceklerini söyleyerek mevcut mekana bir yürüyüş düzenlemiş. Yapılan resmi açıklamalarda yürüyüş için valiliğin izin vermediğini ve orgnizasyonun iptal edildiğini söyleyen taraftar grubunun açıklamasına rağmen oraya giden fenerbahçe taraftarları , şu an cezaevinde bulunan başkanlarını savunmak adı altında yürüyüşü gerçekleştirmiş.

Bütün bunların yanında söylediklerine göre oraları feth etmiş , sloganlar atmış ve Galatasaray taraftarını "polisin arkasına hapsetmişler".

Peki ne olmuş ? Onlarca youtube videosu , fotoğraflar , sloganlar ve facebook grupları. Neticede gerçek anlamda beyoğlu ile alakasız bir organizasyon gerçekleştirmiş ve yapmak istediklerini yapamamışlar. Bunun sonucunda hala daha "yo gittik olum yooo" diye konuşan ergen bireyleri arkasında bırakan ve ne için mücadele verdiğini bilmeyen bir camia kalmış arkada.


Şampiyon oldukları ( şike soruşturması henüz bitmedi , geri alınabilir ) bir sezon sonrası , kendilerine ait olduğu söylenen kadiköy'de sevinmekle yetinemeyen ve beyoğlu'na kadar yürüme hazımsızlığını sergileyen bu taraftar grubu , bunu gerçekleştirememiş olmasının rövanşını "başkanı savunmaya gidiyoruz !" adı altında tekrarlamış oldu. Futbolu güzel oynayanın , hak edenin kazandığı bir spor , bir eğlence gibi göremeyen bu topluluklar olayı yine fanatizm ile bağdaştırdı. Neticede kazanan olmadığı gibi tartaklanan , göz altına alınan ve zamanını / parasını böylesine fuzuli bir iş için harcayan insanlar baki kaldı.


Bütün bunların ardından söylenebilecek yüzlerce sayfa şey olmasına rağmen tarafsızlığımı bozan bir gerçekle , yazının başında yazdığım o cümleyi tekrarlayarak düşüncelerimi sonlandırmak istiyorum ;


Bu yara Souness Bayrtağı Diktiğinden Beri...




Önemli Not : Bu yazı ; Şişman ve yaşlı amcanın Souness'ın bayrağı dikmesinin ertesi senesi Ali Sami Yen çimlerinde elinde fenerbahçe bayrağı koşması ve düşmesini , "Rambo" lakaplı ne idüğü belirsiz vatandaşın 1 gün boyunca çekirdek yiyerek saklandığı Ali Sami Yen reklam panolarından elinde bıçakla çıkmasını ve yaka paça dışarı atılmasını hatırlayan herkese gelsin.

9 Ağustos 2011 Salı

Melek & Kanat

"Etinden et almaya geliyorlar ve sen kaçarken aslında yoruluyorsun"


Koku

Otobüs yolculukların sırasında gördüğün , asfaltın yanında biten o bitkilerin kokusunu merak etmedin mi hiç ? Geçen gün yolda gördüğün kadın şimdi n'apıyordur , mutlu mudur ? Bundan 10 yıl sonra istemediğin bir iş için uyandığında bugün o istemediğin işi istemediğin bu anı hatırlayacak mısın ? Peki etine günde kaç kanca saplanıyor , kaçını çekiyorlar acımadan ? Susadığın zaman senden daha muhtaç olanlar için mi içiyorsun yoksa boğazını yakana kadar kendine mi ?

Işık

Her şehrin ışıkları vardır ve hepsi irili ufaklıdır. Gece zaten hiçbir şeyi gizlemediği için uyumayanların ilk aşkı , son belasıdır. Gündüzleri ışıkları gökyüzü yaktığı için ışıklarına göre ayıramazsın insanları , bilemezsin. Oysa geceleri ışıklarına göre sıralarsın dev binaların içindeki yaşamları.

Korku

Korktuğun zaman kendin olursun , kendine benzersin. Kimisi karanlığa bıçak sallar , kimisi küfür eder. Korkuları insanı mavi bir denizden alıp kızıl bir nehirin ortasına bırakır , kürekleri ateş olan bir sandalın içinde. Ve korkuyu en net görebileceğin yer gözlerdir.



Bütün bunları okuduysan "Esmer Kız ve Kumral Çocuğun Şiiri" aşağıda ;



Gülersen eğer kan dokunacak gözlerine !

Şeytan ayağa kalkacak çünkü ,

Yavaşça bir günahın dizelerini okuyacak !

**

Peki senin ışıklarını hangi mum arkasında bırakabilir ?

Denizlerini hangi Tanrı alevlendirir

Hangisi söndürür

Benim güzelliğimi !

**

Sen !

Tanrısal bir dokunuşa hükmettin

Kokunu hangi dağ eteklerinden topladıysan

Benim ruhumu oradan kazıyabilirsin !

**

Kibrini meleklerin kanatlarına asmışsın

Cennete her yaklaştığında

Ondan o kadar uzaklaşırsın !

**

Gözlerinde bir yudum günah

Dilimde bıçakların

Kahkahaların

Ve midemde kerahet vakti !

**

Öyleyse aramızda kalsın

Hangimizin biz olduğu

Sen melek kal

Ben kadın !

2 Nisan 2011 Cumartesi

Kaybedenler Kulübü ( Pompaya Devam )

http://tinyurl.com/3pezp6y kaybedenler kulübü - pompaya devam


Burada yazdık , böyle olsun.

Şiir Gelişi

Uzun zamandır yazmadığım kehkehkehdiyegulenadam'a özürler ve birazda pişmanlık içinde bir şiir bırakıp kaçıyorum.

Herkese sevgiler eşliğinde ;


Benim esasında
Çok ince çizgilerim vardı(r)
Aslında kalın
Çünkü kırmızı bu çizgiler
Aynı belgesellerde olduğu gibi
Çok bilinmeyen ve görenlerin hayret ettiği
Ama hayatlarında çok tanık olmadıkları
Özgürlüklerim
Bazen
Benim bile şaşırabildiklerim
Sevdiklerim
Ve bir torba dolusu kedi kumu
Sonra rüyalarım
Mesela uyuyamamak gibi hobilerim
Düşünmek gibi düşüncelerim
Ve en önemlisi belkide
45'lik plaklarım yoktur
Çünkü yoktur
Bazen bir şey ya vardır çünkü
Ya yoktur